Kategori: Göz sağlığı


Göz muayenesi


Göz muayenesi

Bana sık sık, hatta gereğinden ve önerimden daha fazla sık muayene­ye gelen bir hastam vardı. Hiçbir yakınması da yoktu, ama “Acaba görmem değişti mi?” diye soruyordu. Birkaç ziyaretinden sonra artık sormak gereği duydum. Ya ben durumunu net olarak anlatamıyordum ya da o hastalık hastasıydı ve benim bunu durdurmam gerekiyordu. Yalnız yaşadığını bildiğim hanımefendiye, “Yaşasın” dedim, “yine beni ziyarete geldiniz, ama bende yeni bir ikram olamayacak korkarım.” İşlek zekasıyla hemen ne demek istediğimi anladı: “Ben” dedi, “muayeneye gelmiyorum ki, eğlenmeye geliyorum. Hem sizinle zaman geçirmek hoşuma gidiyor hem de gösterdiğiniz harfleri okuyabilince kendimi çok başarılı hissedi­yorum, lisede sınıf birincisiydim, sonra bir daha hiçbir sınava giremedim, evlendim. Bu muayenede kendimi yine bir sınavda gibi hissediyorum, tüm sorularınızı biliyorum, eve gidince başarımı kutluyorum” dedi.

Göz doktoruna gittiğinizde sizi nasıl bir muayene bekliyor? Muayene sırasında neler yapılıyor?
Bunların yanıtını bilmek, belki sizi daha az korkuyla bir göz hekimine götürebi­lir. Ne de olsa insan, hekime muayene olmaktan da, sonunda tehlikeli bir hastalık çıkacağı korkusundan da çekinir. Oysa göz muayenesi diğer muayenelerden çok farklı, hasta açısından en kolay hatta tek eğlenceli olanıdır.

Her şeyden önce gözle ilgili yakınmaların çoğu bir hastalığa bağlı değildir. Özellikle gözlük ihtiyacı tıbben hastalık grubuna girmediği için, bizler için siz, daha başından olası bir “hasta” değilsiniz. Göz hastalıkları alanında genellikle amaç, olası hastalıkları engellemektir.

Görme Keskinliği ve Gözlük Muayenesi
Muayenede önce sizin görme keskinliğinizi ölçüyoruz. Her gözü ayrı mua­yene etmemiz gerekiyor. Görme keskinliği ölçümü, boy, kilo vb. ölçümler gibi göz muayenesinin esasıdır. Bunun için size, belli bir uzaklıktan farklı büyüklüklerde harf veya şekiller gösteriyor, onları tanımanızı veya tarif etmenizi istiyoruz. İster çocuk ister büyük olsun harf okuyamayanlar için özel şekillerimiz var. Bu muayene bize gözlerinizin her birinin görme gücünü gösteriyor.

Ardından gözlük gereksinmeniz olup olmadığına bakıyoruz. Görme gücünüz tam bile olsa yine de gözlük gereksinmeniz olabilir. Bunun için ya bir makineyle ya da camlar ve ışık yardımıyla gözlerinizde kırma kusuru olup olmadığını ölçüyoruz. Muayenede bundan sonraki adımda size “hangisi daha iyi?” diye sormamızın nedeni, ölçtüğümüz değerle­re göre hangi camla veya camsız, daha net ve daha rahat olduğunuzu anlamak. Aslında elimizdeki değerlere uygun olduğu sürece, tüm gözlük reçeteleri tıbbi ve bilimsel olarak doğrudur. Ama biz hekimlik sanatımız­la, hangisinin daha rahat olduğunu anlamaya ve beraber ortak bir karara varmaya çalışıyoruz. Bu yüzden size farklı doktorlar tarafından farklı reçeteler verilebiliyor. Yani bunların hepsi genelde doğrudur. Aradaki küçük farklar göz sağlığı açısından önemsizdir. Çünkü sizin o sıradaki ihtiyacınız bile hekimin kararını etkiler. Bilirsiniz mutlaka; vücut daima değişkendir. Dolayısıyla göz numarası aynı da olsa ihtiyaç değişebilir. Önemli olan size en uygun gözlük değerini bulmaktır. Diğer bir deyişle gözün numarası ile reçete edilen gözlüğün numarası (değeri) aynı da farklı da olabilir.

Bu muayeneyi ya deneme çerçeveleri ya da otomatik bir cihazla yapıyoruz. Otomatik cihaz herkes için çok rahat olmuyor ve aslında yine “hangisi iyi?” sorusunun sorulması gerekiyor.

Göz Tansiyonu Ölçümü
Aynı vücut tansiyonu gibi gözün de bir basıncı, yani tansiyonu vardır. Özellikle 40 yaşın üzerinde herkesin göz tansiyonu ölçülmelidir. Ailede göz tansiyonu has­talığı varsa 30 yaşından itibaren her sene bir kez ölçülmesini sağlamak yarar­lı olur. “Daha gençlerde ölçülmez,” diye bir kural yoktur elbette, ama 40 yaş üstü kadar şart değildir. Hele tansiyon hastalığını düşündürecek bir yakınma varsa veya muayenede bulgu saptanırsa ölçülmelidir.

Günümüzde tansiyon, en güvenli olarak mavi bir ışıkla ölçülür. Hava püskürten cihaz da kullanılabilir, ama göz tansiyonu hastalığının teşhis ve tedavi izlemi için mavi ışık ölçümü esastır.

Nasıl ölçülürse ölçülsün en doğru sonucu hekimin yorumuyla elde etmek müm­kündür. Mavi ışıkla ölçüm yapabilmek için göze kısa süre yanma hissi verebilen bir damla damlatılır, bu aslında gözü uyuşturur. Sonra mavi ışık göze yaklaştırılır. Havalı aletle ölçüm yaparken damlaya gerek yoktur, ama bazen aniden püskürtü­len hava irkilmeye neden olabilir.

Gözün Dış-Ön Bölümünün Muayenesi
Gözün dış-ön bölümünün muayenesinde mikroskop kullanılır. Mikroskop ile kapaklar, gözün beyaz kısmı, şeffaf kısmı, renkli bölümü, göz mer­ceği, hepsi yeterince büyütülmüş olarak görülebilir. Öyle ki, eğer gözün ön bölümünde iltihap varsa, iltihap hücreleri bile tek tek görülebilir. Aynı gözün be­yaz kısmının içinde yer alan damarların içindeki kırmızı hücrelerin tek tek da­marda akışının görülebildiği gibi. Gerçekten görülmesi gereken bir manzaradır.

Mikrokozmos belgeselierindeki gibi tamamıyla farklı bir dünyadır. Arzu ederseniz size de gösterebiliriz.
Bu muayene sırasında bazen göze renkli boyalar uygulamak gerekebilir; çıplak gözle görülemeyen ufak zedelenmeler ancak bu şekilde görülebilir. Boyalar gözü yakmaz, göze zarar vermez, kısa sürede kaybolur.

Bazen kapakların altına bakmak gerekebilir. O zaman alt kapağı aşağıya çekerek, üst kapağı da yukarı doğru ikiye katlayarak bakmak gerekir. Bunları bazı çocuklar okulda oyun olsun diye bile yaparlar, öylesine kolaydır, sakın korkmayın.

Göz İçi-Dibi Muayenesi
Göz iki odalı bir ev gibidir ve ön odanın penceresi de gözbebeğidir. Gözbebeğinin önündeki bölüm olan ön odayı muayene etmek kolaydır. Arka odayı muayene etmek için gözbebeğinden içeri ya mikroskopla ya da “oftalmos­kop” denilen aletlerle, içerisi aydınlatılarak bakılır. Haliyle karanlık bir odayı ışıksız görmeye imkan yoktur. Ama merak etmeyin, bu ışık gözünüzü al­sa da etkisi çok kısa sürede yok olur. Gözün içine baktığımız zaman görme nok­tasını (sarı nokta), göz sinirinin başladığı yeri (kör nokta), göz damarlarını (atar ve toplardamarlar) ve tüm gören hücrelerden oluşan göziçi halısını görebiliriz. Vücutta direkt olarak siniri görülebilen tek organ olması nedeniyle göz çok özeldir. Göz sinirinin beyinle bağlantısı sayesinde beyinde veya vücutta var olabi­len birçok diğer hastalığı göze bakarak teşhis edebiliyoruz.

Bazen gözbebeğinin küçük oluşu veya muayene edilmek istenen alanın yeterin­ce net görülememesi nedeniyle gözbebeğini genişletici damlalar kullanıyoruz. Böylece göz odasının penceresini genişletiyoruz. Bu damlalar genellikle 3-4 saate yakın bulanık görmeye neden olur. Güneşli olmayan günlerde araba kullanmaya (yine de yavaş kullanın!) engel olmaz. Güneşli günlerde uzağı görmede bir süre rahatsızlık verebilir ama sonuçta etkisi geçicidir.

Göz Anjiyosu (Flöresein Fundus Anjiyografisi = FFA)
Gözün arka odasında yer alan damarları (nadiren iris için de kullanılır) özel boya ile boyayarak, varsa, çıplak gözle görülemeyen sorunları görebilmek, tanı koyabil­mek ve tedavi kararı verebilmek, yapılan tedavinin etkisini izlemek için uygulanır.

Önce göz damlaları ile gözbebeği iyice büyütülür. Sonra koldaki toplardamarlar­dan birine küçük bir iğne ile boya maddesi verilir. İlaç kan dolaşımına katılıp gö­ze geldiğinde, göz damarlarını daha net bir şekilde görünür kılar. Bu sırada göz muayenesinde kullanılan mikroskoba benzer bir fotoğraf cihazıyla göz içinin re­simleri çekilir. Çekilen resimlere bakılarak tanı konulur.

İşlem en fazla 30 dakika kadar sürer. En fazla 24 saat süresince idrarın rengi koyu sarı olabilir. Asla göze zarar vermez, resim çekilirken kullanılan parlak ışığın etkisi de birkaç dakika sonra geçer.

Göz Anjiyosu Neden Yapılır?
* Çıplak gözle görülemeyen derin göz damarlarını görünür kılmak için
* Göz sinirinde hastalık olup olmadığını anlamak için
* Göz içinde bir kitle varsa onun yapısını anlamak için
* Göz damarlarında kaçak olup olmadığına bakmak için
* Göz damarlarında çıplak gözle görülemeyen kanama olup olmadığına bakmak için
* Göz damarlarında tıkanıklık olup olmadığına bakmak için
* Göz iltihabı varsa durumu anlamak için
* Lazer tedavisi gerekip gerekmediğine karar vermek için
* Lazer tedavisi gerekiyorsa hangi bölgelere yapılacağına karar vermek için
* Lazer veya başka tedavilerin etkinliğini teyit etmek için

Hangi Hastalıklarda Göz Anjiyosu Yapılması Gerekebilir?
* Şekere bağlı göz hastalığı
* Vücut tansiyonuna bağlı göz hastalığı
* Göziçi iltihaplan
* Göziçi tümörleri
* Sarı nokta hastalıkları
* Bazı göz siniri hastalıkları
* Nedeni bilinmeyen damar tıkanıklıkları
* Nedeni bilinmeyen kanamalar
* Nedeni bilinmeyen görme kayıpları

Göz Anjiyosunun Yan Etkileri Nelerdir?
* İlaç veya boya alerjisi olanlarda kısa sürede alerji yapabilir. (Alerji için gerekli ilaçlar daima hazır bulundurulur.)
* Kol damarından sızarsa biraz ağrı, şişlik veya yeşil boyanma yapabilir. (Alkol pansumanı ile geçer.)
* Fotoğraf makinesinin güçlü ışığı bir süre gözü kamaştırabilir. (Tamamıy­la geçicidir; kısa sürede geçer.)
* Gözbebeği büyütüldüğü için dışarıdaki güneş ve ışık gözü alabilir. (4-5 saatte geçer, bu sürede güneş gözlüğü ile daha rahat edilebilir.)

Gonyoskopi (Açı Muayenesi)
Gözün ön kısmında doğrudan görülemeyen gizli bir köşe vardır. Bu bölgeye “açı” denilmektedir. Bu gizli açıyı görmek için arabada kullanılan dikiz aynası gibi bir ayna kullanmak gerekir.

Muayeneden önce göze uyuşturucu damla damlatılır. Önce biraz yakan bu damla sonra hiçbir rahatsızlık vermez, etkisi kalıcı değildir. Ardından içine jel konulmuş “gonyoskop” denilen ayna sistemi kapakla­rın arasına yerleştirilir, hafifçe çevrilerek köşe bucak muayene edilir. Alet çıkarıldıktan son­ra göz yıkanır, bir süre bulanık görme olabilir ama kesinlikle geçicidir. Can yakmaz ama se­vimsiz bir işlemdir.

Gözyaşı Testleri
Biz doktorlar çok garibiz, mutlaka her şeyi ölçmek istiyoruz. Ya gramı gramına ya da milimetresi milimetresine. Gözyaşını da öyle. Bunun için alt kapakların dış kıs­mına özel bir kağıt filtre yerleştiriyoruz, 5 dakikada kağıdın ne kadar ıslandığına bakıyoruz (Schirmer Testi). Bazen göze önceden uyuşturucu damla koyup, yan­ması geçince bu testi yapıyoruz. Kağıtlar uzun, beyaz kirpik gibi duruyor, hasta yakınlarının çok hoşuna gidiyor bu görüntü. Böylece gözyaşını nice­liksel olarak ölçmüş oluyoruz; tıpkı, bir bölgeye yağan yağmur miktarını ölçmek gibi…

Gözyaşını niteliksel olarak da değerlendirmek gerekebiliyor bazen, o zaman da özel renkli boyalar damlatıp gözde aldıkları şekle ya da kaç saniyede gözden te­mizlendiklerine bakıyoruz.

Görme Alanı Testi
Görme keskinliği muayenesi esasen merkezi görmeyi değerlendirmek içindir. Çevresel görmeyi incelemek için daha değişik bir muayene siste­mi kullanıyoruz. Hastanın başını yarı küre şeklinde bir aletin içine yerleştiriyoruz ve tek gözünü kapatıyoruz. Yarı kürenin içinde tam karşıdaki ışığa bakmasını istiyoruz. Hastadan o ışığa bakarken, sağdan soldan gelen küçük ışıklan gördükçe elinde tuttuğu düğmeye basmasını istiyoruz. Bu testin prensibi eski atari oyunlarıyla aynı; ortadaki ışığa bakarken, çevredeki ışıkları gördükçe düğme­ye basarak puan toplanıyor. Kural bu. Çevredeki ışıkların büyüklüğü ve parlaklığı hep aynı olmuyor, ışık belli bir sıklıkta da gelmiyor, sadece ışığı görünce düğme­ye bastığına emin olmak için makine bazen kandırmaya çalışıyor hastayı. Test ge­nellikle 15 dakikadan daha kısa sürmüyor, bilesiniz.

Sonra sıra, aynı işlemin diğer göze uygulanmasına geliyor. Bu da bitince, biz sizin çevreyi ne kadar geniş ve ne kadar ayrıntılı görebildiğinizi anlıyoruz.


* Glokom (Göz tansiyonu hastalığı)
* Çevreyi görmede sorunlar
* Beyinde görme merkezi hastalıkları
* Göz sinirinin kendi hastalıkları
* Göz sinirinin göz hastalıklarına bağlı sorunları
* Göz sinirinin beyne bağlı hasarı
* Retina hastalıkları
* Nedeni anlaşılamayan görme azlıkları
* Görme alanında bozukluk yapan hastalıkların izlenmesi

Renk Görme Testi
Benim muayenesini yapmayı en sevdiğim görme testlerinden biri, renk görme testleridir. Hiçbir zorluğu olmadığı gibi, keyiflidir de. Ya bir kitabın içinde renk­lerden oluşturulmuş sayıları okumasını, çizgileri göstermesini isteriz ya da çeşit­li renklerden oluşmuş minik kutucukları renk olarak yakınlığına göre birbiri ardına dizmesini isteriz muayene olan kişiden. Yani kimsenin renkleri ad­landırması gerekmez, öyle olsa erkek hastalarımızın çoğu sınıfta kalırdı; erkeklerin büyük kısmı renklerin birçoğunun adını bilmez de!


Gözlerin birbirinden ayrı, ama birbirine paralel hareketleri öncelikle bir nesneyi takip ettirerek muayene edilir. Bunu kaydetmek gerekirse bir göze kırmızı, bir gö­ze yeşil mercekli bir gözlük takılır. Yeşil bir el feneri ile duvardaki kırmızı nokta­lara işaret edilmesi istenir. Kolay ve eğlenceli bir testtir.

Eğer hasta yeşil fenerin ışığını kırmızı noktaların tam üstüne getirememişse onun göz hareketlerinde sorun var demektir.


Gözün şeffaf kısmının (kornea) kalınlığını ölçmek için yapılır. Sadece gözü uyuş­turan bir damla damlatılır ve küçücük, kalem gibi bir alet göze yaklaştırılır, hepsi bu kadar. Göz tansiyonu hastalığı tanısında, “keratokonus” denilen korneanın in­celmesi hastalığında ve miyop ameliyatına uygunluk araştırılırken yapılır.

Gözyaşını Burna Akıtan Kanalların Açık Olup Olmadığına Bakılması
İşte bu test, göz polikliniğinde yapılan testlerin içinde hastaların en hoşlanma­dıkları testtir. Alt ve üst göz kapaklarının burna yakın bölümünde toplam dört ta­ne minicik delik bulunur. Fazla veya kirli gözyaşı bu kanallardan burna akıtılır. Bu kanalların açık mı, tıkalı mı olduğunu anlamak için; benzetme yerindeyse, muslukçu gibi bir test yapılması gerekir ve kanallardan tuzlu su verilerek, geniz­de tuzlu suyun hissedilip hissedilmediği sorulur. Önce göze uyuşturucu bir damla konur, yanma hissi geçtikten sonra eğri ve ucu küt incecik bir iğneyle kanala tuz­lu su sıkılır. Tuzlu su önce kanallardan sonra burundan geçerek genize gelmelidir. Genizde tuzlu su hissediliyorsa kanal açık demektir. Yaşasın, ameliyat olmaktan kurtuldunuz!

Bazen de tıkanıklık varsa, yine kanala röntgende beyaz görülebilecek bir madde verip film çekmek gerekir, bu bize tıkanıklığın yerini gösterir ki, ameliyat gereki­yorsa nereye hangi tip ameliyat yapacağımıza karar verebilelim.

Lazer Tipleri ve Yapılışı
Lazer kolay yapılan bir işlemdir ama her tipinde, yapan hekimin bu konuda uz­man olması gerekir. Hepsinde işlemin yavaş, sakin ve dikkatli bir şekilde yapılma­sı gerekir. Miyop için yapılan hariç, diğerlerinde oturularak ve hekimin söylediği yöne bakılarak, gözü hareket ettirmeden uygulama yapılır.

Başlıca Lazer Tipleri ve Kullanım Nedenleri
* Gözün ağ tabakasında (retina) sızıntı, kanama ve birikintilerle ufak yır­tıklar için yapılan lazer (Argon tipi)
* Gözün renkli kısmında (iris) göz tansiyonu yükselmesini önlemek ama­cıyla delik açmak veya katarakt ameliyatı sonrası meydana gelen ikincil bulanıklıkların kesilmesi amacıyla yapılan lazer (Yag tipi)
* Miyobun sıfırlanması amacıyla yapılan lazer (Ekzimer tipi)


Özellikle yüz ve göz çevresindeki kasılmalarda ve yüz felcinde açık kalan gözü kapatabilmek için toksinlerden saflaştırılmış bir ilaç olan Botulismus toksini uygu­lanır, bu zor bir işlem değildir. İlacın kendisi yanma ve acı hissi doğurabilir. Bu nedenle uygulama yapılacak bölgeye önceden buz uygulanarak hissizleştirilmesi iyi olur. Kayması olan bazı çocuklarda ve göz kası felci olan bazı kişilerde göz kaslarına da uygulanmaktadır. Bu uygu­lamada ise, çocuklarda ağızdan uyku ve­rici ilaç verilerek ve göze yerel anestetikdamlatılarak; büyüklerde sadece göze yerel anestetik damlatılarak uygulama ko­layca yapılır.

İlacın etkisi geçicidir. Etkisi 5-7 günde en fazla düzeye ulaşır, 3-4 ay sonra biter. Gerekli ise yeniden yapılır. Yan etkisi veya çok kez kullanılmaya bağlı birikim et­kisi bildirilmemiştir.

Kanserden korkma, geç kalmaktan kork. = Kör olmaktan korkma, göz muayene­sine geç kalmaktan kork.


http://www.saglikbilgisi.gen.tr/goz-muayenesi.html






Bu yazı 3.755 defa okunmuş

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,



   Yorumunuzu yazın

   Mesajınız


Aşağıdaki konularda ilginizi çekebilir








 

2006-2014 Sağlık bilgisi cinsellik kadın hastalıkları çocuk hastalıkları diyet güzellik sağlık haberleri. | Wordpress | Sırrı ÖZDEN
Site haritası