Hormonlarla ilgili konular

Hormonlarla ilgili konular

Yeni doğan kız bebek Yeni doğan bir kız bebeğin rahmi de dahil genital organları annesindeki östrojenin etkisiyle şişmiş gibidir. Bazen hafif kanlı olabilen bir vajinal akıntı sık ...

05 Şubat 2011 - 22:52

Yeni doğan kız bebek
Yeni doğan bir kız bebeğin rahmi de dahil genital organları annesindeki östrojenin etkisiyle şişmiş gibidir. Bazen hafif kanlı olabilen bir
vajinal akıntı sık görülür. Bu aslında bir tür âdet görme provası gibidir. Genellikle ağrısızdır, bir günden kısa sürer ve tedavi gerektirmez. Kız bebeğin vücudunun hormon düzeylerindeki düşmeye böyle bir yanıt vermesi vücut işleyişinin normal olduğunun işaretidir. Ancak bu dönemden sonra buluğ çağına erişene kadar vajinal kanama olmaması gerekir. Eğer olursa (genellikle hafif bir enfeksiyona ya da vajina da yabancı cisim bulunmasına bağlıdır) nedeni araştırılmalıdır. Yeni doğan kız bebeğin labyumları çok nadir olarak doğumda birleşik gibi görünebilirse de çoğunlukla kolayca ayrılabilir. Anneden kaynaklanan hormon artıkları nedeniyle memelerinde şişme görülebilir; ancak bu durum 6 hafta içinde normale dönmelidir.

Bez değiştirme
Erkek bebeği olan yeni anneler sıklıkla bebeğin “apış arasf’nı temizlemekte ne kadar zorlandıklarından söz eder. Oysa kız bebeğin altını temizlemek çok daha zordur. Erkek bebeklerde hiç olmazsa genital organlar kapalı bir kutu gibidir; buna karşılık küçük kızlarda kirlenebilen ve temizlenmesi gereken pek çok kıvrım ve gizli saklı köşe bucak vardır. Bebek kakası cildi kolaylıkla tahriş edebildiği için genital organların çevresinin iyice temizlenmesi önemlidir. Ancak vajina büyük oranda himen (kızlık zarı) ile korunduğu için temizlerken içeriye doğru uzanmaya gerek yoktur. Kızınız aslında tam da sizin gibi olduğu halde, bazen neyin ne olduğunu bilmek zor gelebilir. Neyi nasıl yapmanız ve altını değiştirirken nereleri temizlemeniz gerektiği konusunda emin değilseniz, ebeye ya da bebeğinizle ilgilenen hekime sorun.

Dişi genital organlarını etkileyen doğumsal kusurlar
Dişi üreme sistemi, anne rahmindeyken sağlı sollu iki “tüp” sisteminden gelişir. Bu tüp sistemlerinin üst bölümleri ayrı kalarak fallop tüplerini (yumurta kanalı) oluşturur. Alt bölümler ise birleşerek rahmi ve vajinanın üçte iki üst bölümünü meydana getirir. Vajinanın alt üçte birlik bölümü vulva derisinin içeriye doğru kıvrılmasıyla oluşur. Ortasında küçük bir açıklık bulunan himen adlı ince zar, iki sistemin birleştiği düzeyi belirler. Ancak vücudun diğer organlarında olduğu gibi genital kanalın da gelişimi sırasında hatalar olabilir ve bazı doğumsal kusurlar ortaya çıkabilir. Her 1 500-2 000 kız bebekten biri bir tür genital anormallikle doğar. Bunların bazıları hemen fark edilecek kadar aşikârdır; diğerleriyse çocuğun buluğa ermediği ya da buluğ çağının diğer belirtileri görüldüğü halde âdetlerin başlamadığı fark edildiğinde açığa çıkar. En sık rastlanan anormallik, kızlık zarında hiç delik bulunmaması olarak tanımlanan imperfore himendir. Bu durum diğer açılardan gelişimi bütünüyle normal olan bir genç kızda âdet döneminin başlamamasıyla ortaya çıkar. Aslında âdet başlamıştır, ama kan himenin üzerinde vajinada birikir. Tanı konduktan sonra basit bir cerrahi girişimle bu durum düzeltilebilir.
Görece sık rastlanan bir diğer sorun, iki kanal sisteminin rahim düzeyinde olması gerektiği biçimde birleşmemesidir. Bazen rahmin üst bölümünde küçük bir bölme kalır ya da neredeyse servikse (rahim ağzı) kadar uzanan bir duvar nedeniyle “çift boynuzlu” rahim (uterus bikomis) gelişebilir. Bu tür bir gelişimsel hata genellikle herhangi bir belirtiye neden olmasa da bazen âdet döneminde yoğun kanamalara ve tekrarlayan düşüklere yol açabilir. Bir ultrasonografi incelemesiyle tanı konabilir. Küçük bölmeler cerrahi girişimle çıkartılabilir, ancak çift boynuzlu rahimde tedavi çok daha zordur. Çok ender olarak çift rahim ve her birine ait birer serviks bulunabilir (ve evet, bu durumda bir kadının ikişer “smear” testi yaptırması gerekir!) ve hatta bazen üst vajina da çift olabilir.

Kızlarda hormonlarla ilgili sorunlara ya da kromozom anormalliklerine bağlı daha ciddi bazı problemlerle de karşılaşılabilir.

Turner sendromu
Bu sendrom, yeni doğan her 2 000 kız bebekten Tini etkiler. Nedeni X kromozomlarından birinin bulunmaması ya da kusurlu olmasıdır; sonuçta çocuk iki yerine tek X kromozomuyla doğar. Belirtileri arasında boy kısalığı, yele boyun, ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmemesi, geniş ve yassı göğüs kafesi, düşük saç çizgisi, düşük kulak, el ve ayak tırnaklarının yumuşak olması ve düşük gözkapaklan vardır. Kromozom anormalliği ne kadar belirginse, belirtiler o kadar aşikârdır; belirtilerin en fazla göze çarptığı bireyler, sendromun bütün özelliklerini taşıyan kişilerdir. Kromozomun yalnızca bir bölümünün eksik olduğu kişilerde ise yalnızca hafif belirtiler olabilir. iki X kromozomunun da eksik olması yumurtalıkların gelişimini etkiler ve bu da olması gereken yaşta östrojen üretiminin başlamayacağı anlamına gelir. Bazen meme gelişimi ya da buluğ çağının diğer belirtilerinin görülmemesi sonucu tanı konur. Turner sendromu olan kızlarda, normalde buluğ çağında izlenen büyüme atağı da görülmez ve bu nedenle çocuğun boyu kısa kalır. Östrojen tedavisi, bu sendromu taşıyan çocuğun cinsel olgunluğa ulaşmasını sağlar ve ideal olanı, normalde buluğ çağının başladığı ergenliğin ilk yıllarında tedaviye başlanmasıdır. Östrojen tedavisi osteoporozu önlemek açısından da önemlidir. Turner sendromlu kadınlar uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilir; ancak yumurtalıklarının olmaması ne yazık ki çocuk doğuramayacakları anlamına gelir.

Konjenital adrenal hiperplazi (KAH)
Bu durumun nedeni, böbreküstü bezlerinde aşırı miktarda testosteron üretilmesidir. Sonuç olarak kız bebek küçük bir fallusu andıran büyümüş bir klitorisle doğar. Daha ağır vakalarda dış genital organlar daha da erkeksi görünebilir. Hatta mesaneden (idrar torbası) çıkan idrar kanalı (üretra) küçük bir penisten geçerek dışarı açılabilir; büyümüş ve birbiriyle kaynamış olan labyumlar, küçük bir skrotuma (erbezi torbası) benzeyebilir. Ancak bebeğin iç genital organları rahim, fallop tüpleri, yumurtalıklar ve vajinadır. KAH genetiktir; anormal gen taşıyan ebeveynlerden aktarılan genler nedeniyle gelişir. Bu durumun ortaya çıkması için, genin hem anneden hem de babadan geçmesi gerekir. Yalnızca bir ebeveynden geni alan bebeklerde genital organlar normaldir; ancak bu bebekler anormal geni taşıdıkları için ileride KAH’lı bir çocuklarının olma ihtimali vardır. KAH’lı bir çocuk doğuran kadın, daha sonraki gebeliklerinde doğum öncesi tanı testi yapılmasını talep edebilir. KAH, anormal hormon seviyelerini düzeltmek için alınan ilaçlarla tedavi edilir. Bu ilaçları genellikle yaşam boyu kullanmak gerekir. Anormal genital organların düzeltilmesine yönelik plastik cerrahi girişimler uygulanabilir. Bütün bunları saymazsak, KAH’lı kızlar tamamen normal bir yaşam sürerler ve hamile kalıp doğum yapabilirler.

Androjen duyarsızlığı sendromu
Bu durum KAH’in tam tersidir. Bebek genetik açıdan erkek (XY genlerini taşıyan) olduğu halde, dişi genital organlarıyla doğar ve doğum sırasında kız olduğu zannedilir. Sendromun nedeni, vücuttaki dokuların androjenlere yanıt vermesinde çeşitli derecelerde ortaya çıkabilen bir hatadır. “X kromozomuna bağlı çekinik geçişli” bir sendromdur; yani gen, taşıyıcı anneden aktarılır. Etkilenen çocuğun küçük bir vajinası vardır, ama rahmi yoktur ve yumurtalıklar yerine karın boşluğu içinde iki küçük erbezi bulunur. Sendrom genellikle çocuk normalde olması gereken dönemde buluğa ermediği ve âdet görmeye başlamadığı zaman fark edilir. Tanı konduktan sonra östrojen tedavisiyle normal ergenlik gelişimi -en azından görünüm açısından- uyarılabilir. Kaçınılmaz olarak, androjen duyarsızlığı sendromu olan kızlar kısırdır. Ancak ilginç olan şudur ki kız çocuk gibi yetiştirildikleri için bu sendromun görüldüğü kişilerde normal bir dişi cinsel kimliği gelişir ve cinsel açıdan erkekleri çekici bulurlar.

Bu haber 9187 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Muzun faydaları nelerdir?
Muzun faydaları nelerdir?
Oruç tutarken bu önerilere kulak verin
Oruç tutarken bu önerilere kulak verin