Zayıf düşünün

Zayıf düşünün

Düşünceler ve duygular -zihinsel, psikolojik, duygusal ve hatta ruhsal durumunuz- aslında vücudunuzu az ya da çok asidik yapar. Benzer olarak, yedikleriniz düşüncelerinizi, ruh halinizi ve ...

10 Nisan 2011 - 05:35

Düşünceler ve duygular -zihinsel, psikolojik, duygusal ve hatta ruhsal durumunuz- aslında vücudunuzu az ya da çok asidik yapar. Benzer olarak, yedikleriniz düşüncelerinizi, ruh halinizi ve duygularınızı etkileyebilir. Yanlış yiyecekler yemek, depresyona ve sonucunda aşırı yemeye yol açabilir. Doğru yi­yecekler yemek ise, tam anlamıyla mutluluk, hatta coşkunluk ve zindelik hisleri oluşturabilir. Bu bölüm, aklınızın konu kilo vermeye gelince size karşı değil, tamamen sizin için çalıştığına emin olmanız için kaleme alındı.

Davranışlar karmaşıktır, onları değiştirmek de öyle. Hızlı ve kesin olan bir çözüm de yoktur. Ama genel olarak düşünceleri­mizi ve hislerimizi anlamak ve özel olarak yiyecekleri tanımak bizi etkiler; yaşam tarzı seçimlerimiz sadece ideal kiloya ulaş­makta değil onu korumakta da önemlidir. Yolculuğunuzda, olumlu yönde ilerlemenize yardımcı olacak bir programın ya­nı sıra, size yardım edecek bir tutuma da ihtiyacınız var.

Olumlu düşünün
Vücudun dengeli sağlıkta ve aynı zamanda da sağlıklı kilo­da kalması için, fiziksel dengenin yanında zihinsel, duygusal ve ruhsal dinginliği de yakalamalısınız. Düşüncelerimiz ve duy­gularımız, aynı fiziksel etkenler gibi, dengemizi bozabilir ve aşırı kilonun kökeni olan asit fazlalığına yol açabilir. Eğer bu ki­tabı “ne yiyor ve içiyorsanız o sizsiniz” deyip bıraksaydım, ki­tap yarım kalmış olacaktı. Siz, aynı zamanda düşündüğünüz şeysiniz. Negatif düşüncelere ve duygulara saplanmak sizi asit­li ve aşırı kilolu bir vücuda hapsedecektir, çünkü aslında şiş­man düşünüyorsunuzdur. Diğer yandan, duygusal bir denge ve ruhsal bir bağlantı hissi oluşturarak, aslında kendinizi zayıf düşünebilirsiniz.

Çok temel bir seviyede, kontrol edilmeyen negatif duygular ve düşünceler, kendinizi rahatlatmak ve avutmak amacıyla ge­nellikle sağlıksız beslenmeyi tetikler. Stresliyken ya da sinirlen­diğimizde, anlık olarak iyi hissetmek için, yalnız olduğumuz için, kendimizi ödüllendirmek için, zaman geçirmek için, mut­suz olduğumuz için veya kendimizi cezalandırmak için çok ye­riz ve bu böyle gider. Ve genellikle sağlıksız yiyecekler seçeriz çünkü genel olarak olumsuz hissediyoruzdur veya o yiyecekler bize mutlu çocukluk anılarımızı hatırlatıyordun Açıkçası, ay­rıntıları ne olursa olsun bu yemek eğlenceleri, özellikle nere­deyse hepsi şeker, karbonhidrat ve/veya çok fazla protein içer­diğinden vücuda fazladan iş yükler. Sonra, daha çok yağ veya daha çok sağlıksız yiyecek yüklediğimizden, düşüncelerimiz de düşüşe geçer ve bu da kötü bir döngü yaratır. Bu döngü içinde dönüp dururken, buna son vermekten de vazgeçmeye eğilimli olursunuz, sağlığınızı iyileştirmek için bir şeyleri denemeye bi­le son verirsiniz.

Kalıcı kilo vermeyi sağlamak ve sağlıklı kalmak için sadece yediklerinizi değiştirmek yeterli değildir. Davranışlarınızı anla­yarak ve değiştirerek duygusal konularla ve streslerinizle de ilgilenmelisiniz. Onları kontrol dışında bırakmak, yediklerinize dikkat etmek konusunda harcadığınız çabaların bile temelini çürütecektir. Hepimiz farklı düşünüp hissetmenin yollarını bulmalı, olumsuz düşünceleri ve duygulan, ortalarında debe­lenmek yerine yapıcı şekilde kullanmak için değiştirmeliyiz ve bunu stres altındayken bile yapabilmeliyiz.

Ben (Shelley) size kesinlikle duygusal olmamanız gerektiği­ni söylemiyorum. Bu, her şeyden önce insan doğasına aykırı olduğu için mümkün değil, insan olmak, duygu sahibi olmak demektir. Size sadece olumsuz düşünmeyin demek veya boş-verin, üzülmeyin demek de yeterli değil, işe yarasa bile asla so­na ermez. Tıpkı, diyetin ve egzersizlerin temel kurallarının öğ­renilmesi, anlaşılması, düşünülmesi, kabul edilmesi ve benim­senmesi gerektiği gibi, düşüncelerinizi ve duygularınızı onlara tutumunuzun yanında işlemeniz gerekmektedir. Bu, duygula­rınızın düşüncelerinizden geldiğini anlayarak başlar ve düşün­celer de inançlardan gelir.

İnançlarımız, düşüncelerimize ve davranışlarımıza yön ve­rir. Diğer bir deyişle, inançlarımız, üzerinde kendimizi inşa et­tiğimiz temeldir. Dünya görüşümüz, değerlerimiz ve yargıları­mız bütün kararlarımızı ve diğer insanlarla olan ilişkilerimizi etkiler.

Düşüncelerimiz devamlı bizimle olan arkadaşımızdır, bu nedenle genel sağlığımızın değişmez bir parçası olduklarına da şaşırmamak gerekir. Düşünceler, hayale dönüştüğünde, neşe verdiğinde veya mutlu anıları hatırladığınızda sizi mutlu eder veya korku, kuşku ve endişe verdiklerinde sizi aşağılara çeker. Düşünceler, bizi anı yaşamaktan alıkoyarak, o an önümüzde ne olduğuna bakmamızı engelleyerek geçmiş veya geleceğe sı­kışıp kalmamıza neden olabilir. Düşünceler doğru da olabilir yanlış da; ancak iki durumda da çok güçlüdürler. Düşünceleri­miz, sağlığımıza faydalarının dokunması ve kalıcı kilo kaybını sağlaması için mutluluk hissimize katkıda bulunmalı, ihtiyaçlanmızı yerine getirmeli ve bizi gereksiz endişe veya stresle yüklememelidir. Düşüncelerinizle yüzleşip onları anlayarak kontrol etmeyi öğrenmeniz, olumsuz düşüncelerin birikimini engeller ve uygun bir şekilde beslenmenizle birlikte sağlıklı bir yaşama olanak sağlayacak destekleyici davranışlar geliştirme­nize yardım eder.

Duygular da olumlu veya olumsuz olabilir. Dr. David R. Havvkins, Power Vs. Force kitabında temel insan duygularının enerji seviyesini 1 ile 1000 arasında sınıflandırır, 200 veya daha düşük seviyeler hem birey hem de toplum için yıkıcı olacak­ken, bu seviyenin üzerindeki her değer gücün yapıcı ifadesini temsil eder. İşte sınıflandırması;

Utanç 20
Suçluluk 30
Duyarsızlık 50
Keder 75
Korku 100
Arzu 125
Öfke 150
Gurur 175
Cesaret 200
Nötrlük (Yargılamamak) 250
İsteklilik 310
Razı Olma 350
Amaç 400
Sevgi 500
Neşe 540
Barış 600
Aydınlanma 700-1000

Dr. Havvkins’in listesindeki diğer bütün yüksek değerli hisler bir yana, tabii ki kendi hayatınızı yaşamak istiyorsunuz. Benlik duygusu ve mutluluğun en sadık hizmetkârları, sağlıklı duygular ve olumlu düşüncelerdir. Kötü olaylar olduğunda, zor duygusal dönemleri tecrübe etmek gerçekçidir ama içinizdeki pusulanın siz devam etmeye hazır olduğunuzda kurulmasına yardım eder. Duygularınızı tam anlamıyla yaşamaya ihtiyacınız var; ama sizin fiziksel olarak dengenizi bozacak olumsuz duygulara saplanıp kalmamalısınız. Olumsuz duygulan hafifletmek ve onların vücu­dunuzda egemen olmasını engellemek için, örneğin azim, affet­mek, telafi ve uzlaşma gibi pek çok yaklaşıma ihtiyacınız olacak.

Maneviyat
Mutluluğun, neşenin ve memnuniyetin gerçek kaynağı, ki­şinin aklında ve kalbinde yatar, fiziksel dünyada değil. Fiziksel vücudunuzu kontrol ederek -kilo vererek ve sağlıklı kalarak-bu duruma ulaşmaya çalışabilirsiniz ama gerçek şu ki fiziksel değişikliklerin daha kolay gerçekleşmesi için önce o kaynağı bulmalısınız.

Bu nedenle, kendiniz ve genel anlamda insanlık için daha manevi bir vizyon kucaklamanız gerekmektedir. Daha az kor­kusuz ve stressiz bir şekilde yaşamanın, çalışmanın ve sevme­nin yolu budur. Pek çoğumuz iki dünyada yaşıyoruz: yapılışla­rın dünyası ve oluşların dünyası. Yapılışların dünyası genel an­lamda kendimizin ve sevdiklerimizin hayatını daha rahat kıl­mak için ihtiyaçlarımızı, isteklerimizi, özlemlerimizi, beklenti­lerimizi, kimliğimizi ve kültürel durumumuzu gerçekleştirmek ile ilgilidir. Bu yol çok nadir olarak gerçek mutluluğa veya ken­di duygusal ve ruhsal bağlantılarımıza çıkar. Bir sorun çözül­düğü zaman bir başkası çıkar. Bir amaca ulaşıldığında, başka bir amacın önümüzde belirmesi ve yeni bir şeyin peşinden koşmamız sadece zaman meselesidir.

Oluşların dünyası ise hepimizin derinliklerinde yatar. Ger­çek benliğimiz, manevi doğamızdır. Sessizlik, dinginlik, özgür­lük ve sevgi egemendir. Bu dünyada yaşamamız sakin olmamı­zı sağlar. En çok değer verdiğimiz şeylerle -adalet, zarafet, af­fetmek, sevecenlik, umut, sevgi ve yardımseverlik gibi- tekrar iletişim içinde olmamızı sağlar. Burada odak noktası, yapılma­sı gerekenlerden oluşan dünyadan (sağlığınız ve kilonuz da da­hil), zaten son derece sağlıklı olan ve herhangi bir şeyin yapılması gerekmediği, sadece var olan kişinin içsel manevi varlığı­nın oluşturduğu zamansız ve boyutsuz dünyaya kayıyor.

pH mucizesine inanmak
Manevi yaşamınızı olumlu bir şekilde yönlendirmek için ilk adım, seçtiğiniz sağlık yaklaşımına inanmaktır. Bu, kendimiz ve vücudumuz için gerçekleştireceğimiz alkalik tutuma tam olarak inanmak anlamına gelir. Bir mucize inanç gerektirir! pH Mucizesi programını kabul edip uygulamanın anahtarı, bir şeyleri sınırlamak veya bir şeylerden yoksun kalmak değil, programın ideal kilonuzu ve sağlığınızı tam anlamıyla destek­lemeye en uygun yiyeceklerle dolu olduğunu bilmektir. Sağlık­lı yiyecekler, erişmemizin mümkün olduğu bir lütuftur ve bu aklımızda olduğu sürece işe girişmek için bir çeşit minnet duy­gusu -olumlu bir duygu- hissederiz. Bizim için en iyi yiyecek­lerden daha çok yedikçe, zihinlerimiz de daha huzur dolu ola­caktır.

Kendimize nasıl baktığımız hakkındaki düşüncelerimiz sa­dece seçtiğimiz yaşam biçimine ne derece sadık kalacağımızı değil, ondan ne kadar kazançlı çıkacağımızı da belirler. Her bir önerimizin arkasındaki ilkeleri anlamanın sizin için çok önem­li olduğunu düşünme sebebim de bu. Uymanız gereken tali­matları bir sayfaya yazar ve bırakabilirdim; ancak her şeyin se­bebini ve düzenini anlamadan bundan çok fazla yararlanabileceğinizi düşünmüyorum. Ve bu programın faydalarını görme­ye devam ettikçe, programın doğruluğuna olan inancınız da artacaktır.

inancınız güçlendikçe, alkalik yaşam tarzı sizin için bir alış­kanlık olacaktır; bir anlamda her şeyi kendiliğinizden yapmaya başlayacaksınız, işe başlarken, özümsenecek çok fazla şey var gibi göründüğünden, bunu hatırlamak önemli. Size çok yoru­cu gelebilir. Ama bu (geçici!) duygunun ideal kilonuzu bulma­nız -ve onu korumanız- için bulduğunuz çözümü takip etme­nizi engellemesine izin vermeyin. Bu, başlayıp bitireceğiniz bir “diyet” değil, bir yaşam tarzıdır.

İnançlarınızın doğru olduğuna emin olun
Kendinizi zayıf düşünme yolculuğunuzda önemli bir durak, sahip olduğunuz herhangi yanlış bir inancı fark etmek ve onu düzeltmektir. Eğer bunu yapmazsanız, yanlış düşünceler olumsuz düşüncelerle birlikte birbirini izleyecektir. Örneğin, şişman olmanın kötü, çirkin, zayıflık göstergesi veya bir ceza olduğuna inanabilirsiniz çünkü kendinizin kötü, çirkin, zayıf olduğunuza ve cezayı hak ettiğinize inanıyorsunuzdur. Şişman olmanın genetik olduğuna da inanabilir ve anne babanız şiş­man olduğu için kaderinizin çoktan belirlendiğini düşünebilir­siniz. Sorumluluğu başka birine veya bir şeye de -eşinize, diye­tisyeninize, bazı mucize zayıflama haplarına- yükleyebilirsi­niz. Yediklerinize karar vermenin en iyi yolunun, damak zevki­nize en uygun olana veya en kolay elde edilebilenlere göre seç­mek olduğuna da inanabilirsiniz.

Bu veya buna benzer inançları arkanızda bırakmak ideal ki­lonuza giden yolu önünüze açacaktır, örneğin yağlı olmanın bu noktada hayatınızı kurtardığını fark etmek, kalçalannızda-ki, göbeğinizdeki ve bacaklarınızdaki birikmeye farklı bir gözle bakmanızı sağlar. Yağlarınızı sevebilir, sağlığınızı korudukları için onlara teşekkür edebilirsiniz. Ve sonra bu yeni bilinciniz ve alkalik yaşam tarzı ile hepsine veda edebilirsiniz. Sonsuza ka­dar. Her şeyden önce, bir daha onlara ihtiyacınız olmayacak.
pH Mucizesi programında, “diyet yapmak” saf bir inanç de­ğil, değişmiş inançların, düşüncelerin ve belki de duyguların bir sonucu olarak yeni bir oluşumdur. Kilo, yağ ve sağlık hak­kında edindiğiniz yeni anlayış, iyi yemek seçimleri yapmanızı ve pH Mucizesi’ne göre davranmanızı sağlayacak. Düşüncele­riniz “Yiyeceklerimi ve içeceklerimi, sağlığım, enerjim ve duy­gusal mutluluğum için en iyi olacaklarına inandıklarım arasın­dan seçiyorum. Kendime gezegendeki en lezzetli alkalik yiye­cekleri veriyorum çünkü biliyorum ki bu beni ideal kilomda ve sağlığımda tutacak” şeklinde olacaktır. İyi yemek -kek veya bif­tek değil!- hayattaki büyük bir ödüldür.

Yemek seçimleriniz hakkında akılcı bir şekilde düşünmeye başladığınızda (“Eğer asidik yersem kilo alırım; eğer alkalik yersem kilo verir ve sağlıklı olurum”) ve özellikle sağlığınız ve kilonuz hakkında gerçek ve olumlu duygularla çalıştığınızda, pH Mucizesi programı ilkelerini gerçekten uygulamaya soktu­nuz demektir. Aşağıdaki ilkeler de ideal kilonuzu garantileye­cektir:

Nasıl zayıf düşünülür?
* Hayatınızdaki gereksiz duygusal stresten kaçının.
* Kaçınamayacağınız stresle başa çıkmak için etkin ve yapı­cı stratejiler geliştirin ve onları uygulayın.
* Karşınıza ne çıkarsa çıksın, olayın üzerinde davranmayı öğrenin, karşısında değil. Olaydan bir adım uzaklasın, yargılarınızı bir kenara bırakarak tarafsız olarak değerlen­dirmesini yapın ve herhangi bir olumsuzluk duygusuna yer vermeyin.
* Anı yaşayın.
* Olumsuz düşünce ve duygular içinde takılıp kalmayın.
* Olumlu olun.
* Hata yaptığınızda kendinizi cezalandırmayın. Kendinizi affedin ve devam edin.
* Olumsuz duygu ve düşüncelerin içinizde birikmesinden kaçının.
* Diğer herkes gibi, gün içinde pek çok duyguyu yaşayacağı­nızı bilin; bunların bazısı olumlu bazısı olumsuz olacak­tır. Bu duyguları kabullenmek, mümkünse sorunları ça­buk bir şekilde çözmek, yanlış inançları ve yıkıcı olumsuz duygusal tepkileri değiştirmek ve enerjinizi daha neşeli ve rahat zamanlara saklamak için kendinizi yönlendirin.
* Duygularınızın, yemek alışkanlıklarınızla nasıl ilgili oldu­ğunun farkına varın. Yemek yemeyi bir başa çıkma meka­nizması olarak kullanmayın. Olaylarla başa çıkmak için başka olumlu yollar öğrenin.
* Dinlenin. Normal bir metabolizma için iyi bir gece uyku­su çok önemlidir. Uykusuzluk veya gece sık sık uyanmak, huzur dolu bir uykuyu bozan ve bilinçaltınızda yerleşmiş duygusal bir konudan kaynaklanır. Aynı zamanda bir stresten kaynaklanan adrenalin yorgunluğunun da belir­tisi olabilir.
* Eğer gerekliyse veya kendinizi sürekli bunalımda hissedi­yorsanız, hapsedilmiş duygusal konuları açması ve onları çözmesi için bir terapiste danışmayı deneyin.
* Kendinize kısa ve uzun süreli amaçlar edinin ve kendiniz­den makul beklentileriniz olsun. Kilo verme sürecinize ve amacınıza değer verin. Tekrar ince ve sağlıklı olmayı ne kadar istiyorsunuz?
* Kendinize, amacınıza ulaşmak için makul bir zaman ve­rin ve ona sadık kalın.
* Kendinizi yiyecekler yerine başka şeylerle ödüllendirin. Amaçlarınıza ulaştıkça, kendinizi tebrik edin ve yolunuza
devam edin. Ödüllerinizi değer verdiğiniz şeyler arasın­dan seçin, örneğin hep katılmak istediğiniz bir kursa kayıt yaptırmak, yolculuğa çıkmak, daha küçük beden bir kıya­fet almak veya evinizin duvarına asmak için bir sanat ürü­nü almak (önünden her geçtiğinizde başarınızı hatırlaya­caksınız) gibi.
* Her gün düşünmek, dua etmek veya meditasyon için va­kit ayırın. Bütün lütufların farkına varın ve minnettarlığı­nızı ifade edin.
* Sizi sağlıklı olmayan yiyecekleri yemeye neyin yönlendir­diğini bulun -stres, rahatlama, sosyal ortam gibi- ve on­lardan kaçınmaya çalışın. Dürtülerinizi kontrol etmeniz için önce onları anlamanız gerekir.
* Duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin. Gülün. Ağlayın.
* Kendinize inanın.
* Kendi ilgi alanlarınız üzerinde çalışın. Sizin için en iyi olan şeyi, sizi sağlıklı, güçlü, akıllı ve mutlu kılacak şeyleri yapmak için zaman ve mekân yaratın. Bu, yiyecek diyarı­nın ötesinde de gayet güzel uygulanabilir. Okula geri dö­nün, sanat kurslarına katılın, hayal kurma cesareti göste­rin ve sonra onları uygulayın.
* Kilo vermeyi bir eylem değil bir yolculuk olarak düşünün. Bunu yeni ve geliştirici bir deneyim haline getirin. Yol bo­yunca öğrendiğiniz her şey için minnet duyun

Seçim sizin
Bütün bunların tek anahtarı sizsiniz. Daha iyi yönde değişe­ceğinize karar vermek zorundasınız. Bu seçimi hiç kimse sizin için yapamaz ve siz de hiç kimseye sorumluluk yükleyemezsiniz. Kendi parçanız haline getirmedikçe hiçbir plan işe yaramaz. Eğer ideal kilonuza, sağlığınıza, enerjinize, canlılığınıza sahip ol­mak istiyorsanız bunu yapmak zorundasınız. Bunu satın alamaz veya bir yere yaptıramazsınız. Doğruyu veya yanlışı seçmekte özgürsünüz. Salata veya biftek yiyebilirsiniz. İyi su içebilir veya içmeyebilirsiniz. Egzersiz yapmaya karar verir veya egzersiz yap­mazsınız. Zayıf olabilir veya olmayabilirsiniz. Seçim sizin.

Seçiminizi yaparken, kararlarınızın sadece sizin değil, aynı zamanda ailenizin, çevrenizin ve toplumun üzerinde de etkisi olacağını aklınızda bulundurmalısınız.

Yolunuzu belirleyin
Başarıya giden yolculuk kendinize nerede olduğunuzu, ne­reye gideceğinizi ve oraya nasıl gideceğinizi sormanızı gerekti­rir. Kendiniz için doğru yolu bulmanın ve onu takip etmenin başka bir yolu yok. Şimdiye kadar bulunduğunuz veya şu an ol­duğunuz yeri sevmiyorsanız, besbelli ki değişiklik yapmak zo­rundasınız!

En iyi yöne doğru ilerlemek için, varış yerinizi aydınlatarak işe başlayın. Amacınızı belirleyin. Hedeflemek için belirli (ve ölçülebilir) bir şeye ihtiyacınız var. Aksi takdirde, oraya nasıl vardığınızı ve ne zaman vardığınızı nereden bileceksiniz? Ama­cınızın aynı zamanda da makul olması gerekiyor; on beş yıldır birikmiş ya da en azından yıllarca süren kötü alışkanlıklar ne­deniyle oluşan kiloları yıldırım hızıyla vermeyi beklemek sade­ce kendinizi başarısızlığa sürüklemek demektir. Amacınız za­man çerçevesine sahip olmalıdır. O nedenle mesela, Haziran’a kadar 10 kilo vermeye ve Ağustos’a kadar da ideal kilonuz olan 65 kiloya ulaşmaya karar verin. Ya da üç ay içinde tansiyonu­nuzu normale düşürmeye; yılbaşı partisi için 38 beden bir kıya­fet giymeye, kas kütlenizi artırmaya… Neyin peşinde olduğu­nuz konusunda dikkatli bir şekilde düşünün. Sonra bunu bir kenara yazın. Bir kâğıda yazmak, planınıza ne kadar sadık ol­duğunuzu gösterecektir.

Şimdi bir mola verin. Aklınızda varış yerinizi ve amacınızı belirlediniz; şimdi de yolculuğunuzdaki belirli mola yerlerini belirlemelisiniz. Hâlâ doğru yolda olduğunuzdan emin olmak için takip edebileceğiniz küçük işaretler olmalı; her hafta diye­tinizdeki bir yiyeceği değiştirmek veya porsiyon miktarını azaltmak ya da daha fazla taze ürün almak gibi. Bir kere daha söylüyorum, planınızı yazın.

Bu haber 3073 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Muzun faydaları nelerdir?
Muzun faydaları nelerdir?
Oruç tutarken bu önerilere kulak verin
Oruç tutarken bu önerilere kulak verin