Hava Durumu ve Göz

Hava Durumu ve Göz

HAVA DURUMU ve GÖZ Hava sıcak, hava soğuk, hava kuru, hava yağmurlu. Hangisi göz için en iyisi? Yağmurlu ve ılık hava! Sıcak ve soğuk havalarda gözümüzde ne ...

Hava Durumu ve Göz

HAVA DURUMU ve GÖZ Hava sıcak, hava soğuk, hava kuru, hava yağmurlu. Hangisi göz için en iyisi? Yağmurlu ve ılık hava! Sıcak ve soğuk havalarda gözümüzde ne ...

Hava Durumu ve Göz
17 Ekim 2013 - 04:17

HAVA DURUMU ve GÖZ
Hava sıcak, hava soğuk, hava kuru, hava yağmurlu. Hangisi göz için en iyisi? Yağmurlu ve ılık hava!

Sıcak ve soğuk havalarda gözümüzde ne gibi sorunlar olabilir?
Sıcak ve kuru havalar gözyaşını kurutabilir. Gözlerde acı sulanma, akıntı, yanma ve batma gibi yakınmalar olabilir. Hele klimalı ortamlar bu kurumayı daha da art­tırabilir. Hekim öneriyorsa yapay gözyaşları kullanılmalıdır. (Bkz. Kuru Göz)

Soğuk havalarda da sulanma artar, ama bu kuruluk nedeniyle değildir. Gözü sıcak tutabilmek için daha fazla gözyaşı yapılmasındandır. Gözyaşı kanallarında darlık olanlarda fazla yapılan gözyaşının bu kanallardan burna tahliyesi yeterli olamaya­cağı için sulanma daha fazla olur. Kişinin yaşına göre, masaj veya ameliyat gere­kebilir.

Hava durumu gözleri­mizi etkiler mi?
Etkileyebilir, özellikle çok sıcak ve çok soğuk hava­larla bahar ayları etkile­yebilir. Güneşin olumsuz etkilerini de unutmamak gerekir.

Çok ama çok soğuk havalarda fazla gözyaşı da gözün şeffaf kısmını (kornea) sıcak tutmaya yetmezse, gözün şeffaf kısmının çalışması bozulur, hatta durur ve şeffaflı­ğını kaybeder. Hızla tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Bahar aylarında gözümüzde ne gibi sorunlar olabilir?
Bahar aylarında ağaçların ve çiçeklerin birbirlerine gönderdikleri polenler, yapısı eğilimli kişilerde gözlerde kızarıklık, sulanma ve şişlik şeklinde alerjik bir durum yaratabilir. Özellikle bahar aylarında olması nedeniyle “bahar nezlesi” denilen bu durum, kuru mevsimlerde polenlerin toprağa veya diğer bitkilere ulaşamayıp ha­vada dolaşmaya devam etmesi durumunda, bahar ayları dışında da görülebilir.

Güneş gözümüzde ne gibi sorunlara neden olabilir?
Güneş, bizim en büyük dostumuz ve en tehlikeli düşmanımızdır. Güneş olmasay­dı yaşam olmayacaktı, ama aynı güneş yaşlanmaya da neden olmaktadır. Gözün gören noktasının (sarı nokta) erken yaşlanması (Bkz. Sarı Nokta Hastalığı), katarakt (Bkz. Katarakt), gözün beyazında görülen kuşkanadı (pterijium) veya beyaz birikin­tiler (pinguekula), (Bkz. Kuşkanadı) hep güneşin hızlandırdığı yaşlanma belirtileridir.

Rüzgar ve toz gözümüzde ne gibi sorunlara neden olabilir?
Devamlı rüzgar ve toz, gözde devamlı aşınma durumu yaratacağı için, devam­lı olarak iyileşme hücreleri çalışır durur. Ama gerçekte aşınma durumu olmadı­ğı için, bu hücrelerin aşırı çalışması gözde, gözün beyazında görülen kuşkanadı (pterijium) veya beyaz birikintiler (pinguekula) (Bkz. Kuşkanadı) olmasına neden olabilir. Tabii göze giren yabancı cisimler de cabası. Rüzgar ve bol toz olan yer­lerde numaralı gözlüğü olanların onu, olmayanların da mutlaka koruyucu gözlük takması yararlı olur.

Sıcak veya soğuğun gözle ilgili başka hastalıklara da etkisi var mıdır?
Mültiplskleroz gibi hastalıklar aşırı sıcaktan, bağ dokusu hastalıkları aşırı soğuktan etkilenir, hem göz hem de vücutta atak olabilir. Soğuk hava cereyanından oluşan yüz felcini de unutmamak gerek.

GÜNEŞ TUTULMASI ve GÖZ
Dönem dönem önemli bir doğa olayı ile karşılaşıyoruz: güneş tutulması. Basından da izlediğimiz üzere hepimizde merak ve heyecan uyandıran bir deneyim oluyor bu tutulma. Okul yıllarımızda bizlere öğretilenleri gerçek yaşam koşullarında gör­mek fırsatı geçiyor elimize.

Güneş tutulmasını seyrederken dikkat etmemiz gereken konular nelerdir?
Her şeyden önce tutulmayı izlerken gözlerimizi korumamız gerekiyor. Tutulma sırasında ayın güneşin önüne geçmesiyle güneş ışın­larının yelpaze şeklinde geniş bir açıyla gözümüze gelmesi engellenmiş olacak. Ancak tutulmanın en ileri durumunda bile ay, güneşi tamamen kapatmadığı için kenarından geçen ışınlar yine dünyamıza ulaşacak. Bu ışınlar daha ince ama da­ha keskin bir huzme olarak gözlerimize ulaşacak. Eğer tutulma başladığında doğ­rudan, herhangi bir filtre olmadan güneşe bakacak olursak, ışınları daima görme noktasına düşürmeye sağlayan, gözün netleştirme mekanizmaları yine çalışacağı için bu ışınlar yoğun bir şekilde gözümüzün gören noktasına ve özellikle odaklan­mış gibi ulaşacak. Ve ne yazık ki, gözümüzün ışığa en duyarlı yer olan gören nok­tasına zarar verebilecek. Tıpkı, bir mercek yardımıyla güneş ışınlarını bir kağıdın üzerine düşürüp kağıdı yakma deneyinde olduğu gibi…

Güneş tutulmasını seyrederken gözlerimiz neden tehlike altındadır?
Durum şöyle de açıklanabilir: Cören-sarı nokta (maküla), gözümüzün ışığa en duyarlı alanıdır. Üzerine düşen görüntüleri sürekli olarak, deyim yerindeyse tab eder ve hemen beyne postalar. Asla üzerinde kayıtlı görün­tü tutmaz. Ancak tab etme ve postalama işlemini durduracak kadar güçlü bir ışınla (lazer ışığı da olabilir, odaklanmış güneş ışığı da) karşılaşırsa postalamayı yapamaz ve ışının etkisi üzerinde sürekli olarak kalır. Tıpkı, tab edilmemiş filmin ışıkla karşılaştığında “yanması” ve bir daha görüntü kayıt yapamaması gibi. Sanırım şimdi durum gözünüzün önünde daha net bir şekilde canlandı.

Güneş tutulması seyrederek gözde yanık olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış mıdır?
Kanıt olmadan bilim olmaz, bilimsel olmazsa ben bu ifadelere inanmam diyorsa­nız, sizlere daha önceki güneş tutulmalarında bilerek (!) veya bilmeyerek güne­şe filtresiz bakmış olan kişilerle ilgili yapılmış bazı araştırmaların sonuçlarından söz edeyim. 1999 yılındaki güneş tutulmasından sonra İsveç’te yapılan bir ça­lışmada tutulmayı filtresiz gözle izleyen 15 kişinin tümünde görme kaybı, baktı­ğı noktayı görememe ve görme noktasında yanma izleri saptanmış. Avustralya’dan bildirilen hastaların çoğunda hiçbir iyileşme olmadığı gözlenmiş. Hindistan’dan bildirilen olguların çoğunluğunda iyileşme olmamış ve merkezi görme sorunuyla birlikte kırmızı görme sorunu olmuş, iyileşenlerde bile hâlâ göz­de yanık izinin kaldığı gözlenmiş. İtalya’da aynı tutulmaya doğrudan bakmış olan­ların gözlerindeki yanmanın gözün görmeyi sağlayan retina katmanının tümünü etkilediği saptanmış.

Ülkemizdeki durum nedir?
Bize bir şey olmaz, biz sağlam milletiz diyorsanız, o zaman, şu araştırmaya ba­kalım birlikte: 1976 yılının Nisan ayındaki güneş tutulmasını doğrudan gözleriy­le izleyen ve görme sorunları nedeniyle göz doktoruna başvuran 58 kişide yapılan çalışmada, görmesi ilk 2 haftada düzelmeyenlerin görmelerinin daha sonra da dü-zelmediği görülmüş. Görmesi düzelenler de, güneşe kısa süre bakmış olanlarmış. Görmesi baştan çok düşük olmayanların görmesi düzelmiş. Öte yandan, görmesi bozuk olanların görme düzeyi, araba kullanmalarının kanuni olarak yasaklanma­sı gereken düzeyde!

Zaten hasta olan gözle güneş tutulması izlenirse ne olur?
Ola ki, “Peki o zaman, bir gözüm zaten az görüyor, tutulmayı onunla seyrede­yim” derseniz, biz bunu yine de önermeyiz. Çünkü Viyana’da 1999 tutulması sırasında yapılan bir çalışmada güneşe filtresiz bakanların gözyaşlarının önem­li miktarda kuruduğu görülmüş; sanki kurutma makinesiyle kurutulmuş gibi… Dahası, aynı tutulma dönemine ait benzer bir çalışmada, gözde adeta kaynak ışı­ğına bakılırken olduğu gibi yoğun ışınlara bağlı yüzeysel doku hasarı bile olabildi­ği gözlenmiş.

Güneş tutulmasının göze etkisindeki ana etken nedir?
Bu etkiler güneşin ısı etkisine, ama daha ağırlıklı olarak göz üzerindeki aşırı toksik fotokimyasal etkisine bağlıdır.

Güvenli bir şekilde güneş tutulması nasıl izlenir?
Sanırım artık ikna oldunuz, o zaman tutulmayı seyretmem diyorsunuz, bu dene­yimden vazgeçtiniz. Hayır, vazgeçmeyin! Güneş tutulması günlük bir olay değil. Gelin, nasıl güvenli bir şekilde tutulmaya şahit olabilirsiniz ona bakalım şimdi.

* Tutulma sırasında güneş ışınlarının gözde yaptığı etkilerden ve tutulma sırasında yayılan ışınların ölçümlerinden, görünen ışık kadar mor ötesi ve kırmızı ötesi ışınların da tamamıyla kalkanlanması gerektiğini bili­yoruz. Belçika’da yapılmış bir çalışmada siyah cam, çekim yapılmamış ama banyo edilmiş siyah film, Audio CD, kayıt edilebilir CD-ROM ve piyasada satılan tutulma filtreleri kıyaslanmış. Birinciliği, Audio-CD al­mış, her üç çeşit ışığı da kırabiliyormuş, ama araştırmacılar her markanın aynı oranda iyi olamayacağını söylüyorlar. Dolayısıyla, yine de öneril­miyor. Bunların bir ufak dezavantajı da tutulmayı izlemeye engel olacak kadar karanlık yaratmaları! Araştırmacılar, piyasada satılan filtrelerin en emniyetli sonucu verdiğini söylüyorlar.

* Işınların en tehlikeli ve en çok körlüğe neden olan döneminin, tam tutul­ma sırasında taç şeklinde ayın çevresinden ışınlar geldiği dönem olduğu akılda tutulmalıdır. Hem ışınların en keskin huzme olarak gözümüze gelmesi hem de karanlık başlayınca gözbebeğimizin büyümesi sonucu, göz içine daha fazla ışın girebilmesinden dolayı tehlikelidir.

* Mutlaka koruyucu gözlüklerle veya filtrelerle seyredilmelidir.

* En emniyetli filtreler üzeri çift taraflı alüminyum ile ince bir tabaka kap­lanmış plastik folyolardan elde edilen filtrelerdir.

* Kaynakçıların kullandığı gözlükler de emniyetlidir.

* İğne delikli kamerayla veya tutulma görüntüsünü bir perde üzerine dü­şürerek dolaylı yolla izlenebilir.


Bu haber 1138 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Gıdı sarkmasına dikkat
Gıdı sarkmasına dikkat
Her 40 kişiden 1'inde var!
Her 40 kişiden 1'inde var!