Kuru göz

Eminim bu başlığı görünce, sizde böyle bir sorun olmadığını, kuru gözlü olmadığınızı aksine sulu gözlü olduğunuzu söyleyeceksiniz. Duygulu filmlerde, yakınlarınızın düğünlerinde, mezuniyet törenlerinde hatta her ...

13 Nisan 2014 - 17:02

Eminim bu başlığı görünce, sizde böyle bir sorun olmadığını, kuru gözlü olmadığınızı aksine sulu gözlü olduğunuzu söyleyeceksiniz. Duygulu filmlerde, yakınlarınızın düğünlerinde, mezuniyet törenlerinde hatta her İstiklal Marşı söylendiğinde gözlerinizin dolduğunu, belki de ağladığınızı anlatacaksınız bana. İnanın, gözleri sık yaşardığı veya ağladığı için yanın­da işlemeli mendil taşıyanlarda bile kuru göz hastalığı olabilir.

Gözyaşının doğal yapısı nasıldır?
Gözyaşının üç katmanı vardır:
1. Göze en yakın olanı, yumuşak sümüksü katmandır.
2. Ortada, sulu katman bulunur.
3. En dışta, yağlı katman yer alır.

Böylece, yağlı katman sulu katmandaki suyun buharlaşmasını engeller ve sümük­sü katman da gözün ön kısmının yumuşak kalmasını sağlar.

Gözyaşı azalırsa ne olur?
Gözün üç katmanından herhangi birinde eksiklik olduğunda, beyne “göz­de kuruma var, acil durum!” mesajı gider, beyin de “eh o zaman, biraz muslukları açın bakalım” emri gönderir (Resim 2-33). Musluklar açılınca meydana gelen gözyaşı, her üç katmanı içermediği için biraz gözü yaka­bilir. Acı gözyaşı olabilir. İşte bu yüzden gözyaşı az olanlarda bol sulan­ma olabilir ama bu sulanma rahatlatıcı değil, rahatsızlık vericidir.

Doğal durum nasıldır? Ya da ağlamak nedir, nasıl olur?
Aslında gözün dışarıdan görülen ön kısmının daima nemli olması gerekir. Hem net görebilmek, hem gözün kornea tabakasını besleyebilmek hem de gözün dış kısmını mikroplardan koruyabilmek için nemlilik, yani yeterli gözyaşı varlığı ge­reklidir. Diğer bir deyişle, aslında normal olan, nemli gözlü olmaktır! Göz kapak­ları altında, gözyaşının üç tabakasını oluşturan salgı bezleri bulunmaktadır. Bu bezler düzenli olarak yaptıkları salgı sayesinde gözü nemli tutarlar, net görmeyi sağlarlar ve doğal ortamlarda bulunan mikropları etkisiz kılarlar.Yani, işin duygu­sal yanı olmaksızın da gözyaşı salgılanmaktadır. Ama duygusal bir olayla kar­şılaşınca, duyguları kontrol eden sinir sistemi işin içine girer ve salgıyı artırarak ağlamayı sağlar. Ağlamak duyguların akışıdır bir anlamda. Ama diğer zamanlarda da duygusuz olmadığımız daimi gözyaşı yapımından anlaşılabilir. Yapılan gözyaşı önce kapakların altını ve gözün ön kısmını nemli tutar, temizler, sonra göz kapak­larının altındaki gizli minik delikler aracılığıyla burna akar. Bu yüzden, ağlayın­ca burnumuz da akıyor. Fazla gözyaşı burundan da emilemiyor ve dışarı akıyor. Mendil gereksinmesi de bu noktada ortaya çıkıyor, haliyle.

Doğal Kuru Göz nedir?
Gözyaşı azlığı durumunun adı “Kuru Göz Hastalığı”dır. Aslında her zaman bir hastalık habercisi olmayabilir gözyaşı azlığı. Hormonların etkisiyle yaş ilerledikçe cildimizin kuruduğunu biliyoruz. İşte, aynı kuruluk gözyaşı için de geçerlidir. Yaş ilerlemesiyle, hormonların değişimiyle gözyaşı azalabilir. Bu durumda buna “has­talık” demek yerine “doğal değişim” demek daha uygun olur. Menopozdan sonra kadınlarda daha belirgin olarak ortaya çıkabilen bu durumun, gençken çok ağla­mış olmakla ilgisi yoktur, sadece hormon değişimlerine bağlıdır, inanın.

Bir Hastalığa Bağlı Olarak Kuru Göz Görülür mü?
* Hormonal sorunu olmayan gençlerde kuru göz olduğu zaman, bunun nedeni bağ dokusu hastalıklarından birisi olabilir.

* Romatizmal hastalıkların tümü az ya da çok gözyaşı azlığı yapabilir.

* Ek olarak kronik böbrek yetmezliğine neden olan hastalıklar ve hemodi­yaliz tedavisi de kuru göz hastalığına yol açabilir.

* Gözyaşı bezlerinin tümörlerinde ve gözyaşı bezlerini çalıştıran sinirin has­talıklarında da, haliyle gözyaşı yapılamayabilir. Bu hastalıkların tümünde gözyaşı, göz hekimi tarafından ölçülmeli ve gerekiyorsa tedavi edilmelidir.

* Basit bir hastalık olan göz kapağı iltihapları da, gözyaşı salgılayan bezlerin açıklıklarını kapattığı için yapılan gözyaşının kullanıma sunulmasını engel­leyebilir. Yani, gerçekte gözyaşı az değildir, ama ortama salınamamaktadır.

* Şeker hastalığında da gözyaşı azalabilir.

* Yaşa bağlı olarak gevşeyen deri, nadiren alt kapağın dışa dönmesine neden olabilir. Bu durumda gözyaşı alt kapak yardımıyla gözün önünde belli bir süre duramaz, kapakların kenarından taşarak yanağa akabilir. Gözyaşı az olmamasına rağmen kuruluk ortaya çıkabilir.

* Bazen, sivilce tedavisinde uygulanan ilaçlar gözyaşında azalmaya neden olabilir.

Çevrenin kuru göz hastalığına etkisi var mıdır?
* Gerçekte Kuru Göz durumu ya da hastalığı olsun olmasın, yaşanan çevrenin gözyaşına önemli etkisi vardır. Kuru ortamlarda, örneğin kışın kalorifer yanan ve yeterince nem bulunmayan kapalı ortamlarda gözyaşı kolaylıkla buharlaşır. Aynı şekilde, yazın klimalı ortamlarda bulunan­larda, arabada klima kullananlarda, klima olmasa bile banka ofisi, büro gibi kapalı, yapay havalandırma kullanılan ortamlarda çalışanlarda göz­yaşı, çaresiz kolayca kurur. Aynı, saç kurutma makinesiyle saçın kurutulması gibi, göz de kurur.

* Uzun süre bilgisayar kullanırken arada göz kırpma unutulduğu için, kuruluk olabilir (Resim 2-34). Bu tip ortamlar, zaten gözyaşı az olanlarda yakınmaları artırır, olma­yanlarda yakınma yapar. Uzun süre bilgisayara bakanlar, dikkat­lerini okuduklarına verirken gözle kırpmayı ihmal ettiklerinden gözle­rinde kuruma olabiliyor. Bu kişiler aynı
zamanda büro, ofis gibi kapalı ve klimalı ya da yapay havalandırmalı ortamlarda bulundukları için yakınmaları daha fazla olabiliyor. Yani denilebilir ki, Kuru Göz modern zamanların yakınmasıdır, güncel bir hastalıktır. Bu fikrimi destekleyen bir diğer bulgu da sigara içenlerde ve sigara içilen ortamlarda bulunan kişilerde ortaya çıkan Kuru Göz yakınmalarıdır.

* Aslında benzer durum tiroid hastalarında da olabiliyor. Şöyle ki, göz kapakları etkilenmiş tiroid hastalarında da göz kırpma azalabiliyor ve gözyaşı kolaylıkla buharlaşabiliyor, sonuç aynı oluyor tabii bu durumda.

* Diğer yandan toksik veya boya maddelerin havada bol miktarda bu­lunduğu fabrika, işyeri, kuaförlerde çalışanlarda da, gözyaşı bu toksik maddelerle baş etmeye yetemediği zaman benzer yakınmalar ortaya çıkabiliyor.

* Kuru Göz hastalığının en nadir ama önemli sonuçlara yol açabildiği has­talıklardan biri “Anoreksiya Nevroza” (sinirsel olarak yemek yememe) hastalığıdır. Sıvı alımının az olduğu kronik böbrek yetmezliği olan veya hemodiyaliz tedavisinde olan kişilerde olduğu gibi, gerekli besinler ve vitaminleri almayan kişilerde gözyaşı geri dönülmez şekilde azalabilir.

Kuru Gözde hangi yakınma­lar olur?
Gözlerimizde yanma, bat­ma, tatlı tatlı veya can sıkıcı miktarda kaşıntı, biber atılmış gibi acıma, yabancı cisim kaçmış hissi oluyorsa aklınıza ilk olarak Kuru Göz gelmeli. Bir de eğer sık göz kızarıklığı oluyorsa, sık gözkapağı iltihabı geçiriyorsanız “Kuru Göz” düşünülmeli.

Hastalarımdan bazıları, sabah kalkınca gözkapaklarını aça­madıklarını veya gün ilerledik­çe yorgunluk hissettiklerini, gözlerini kapayınca biraz olsun rahatladıklarını söylü­yorlar. “Buna hafif bir ağrı ile ağırlık hissi de eklenebiliyor” diyorlar. Bazen de gözle­rinden olur olmaz gözyaşı aktığını veya beyaz iplikçikler şeklinde uzantılar geldiğini ifade ediyorlar. Çok nadiren de “gözlerimde kuruma var” diyen hastalarım oluyor. Tüm bu yakınmalar bana gözyaşı miktarını ölçmek için neden oluşturuyor.

Kuru Göz, yutkunma zorluğu, terleme azlığı birlikte olabilir mi?
Kuru Göz, yutkunma zorluğu, terle­me azlığı birlikte olabilir ve buna tıp­ta Sjögren Sendromu adı verilir. Sjögren Sendromu, özel bir bağ dokusu hastalı­ğıdır. Kuru Göz tek başına değildir, bu­na ek olarak tükürük azlığı da ve terleme azlığı da olabilir. Bu nedenle “sendrom” denilmektedir. Sjögren, bu üçlü durumu ilk fark edip bilimsel olarak tanımlayan hekimin adıdır. Bu hastalığı olan kişilerde kuru göz yakınmalarının yanı sıra, özel­likle kuru gıdaları yutmakta zorluk olur. Terleme azlığı rahatsızlık değil ki, di­ye düşünebilirsiniz. Ama terlemek vücu­dun doğal bir gereksinmesidir, terlenmesi gereken durumlarda, özellikle sıcak ha­valarda terleyememek deride gerginlik, tarifi zor bir zırha bürünmüşlük duygusu verir.

Gerçekten de bazen çok rahatsızlık verici bir durum olabilir. Bu üç yakınma bir arada bulunduğunda, yani Sjögren Sendromu söz konusu oldu­ğunda, hastalarımızı hem Kuru Göz açı­sından hem de Romatolog hekimlerin yardımıyla tüm vücuda yönelik ilaçlarla tedavi ediyoruz.

Nasıl teşhis edilir?
Kuru Göz durumunu teşhis etmek için en önemli muayene yöntemi, alt kapakla­ra ince bir şerit halinde takılan gözyaşı miktarını ölçme kağıtlarıdır. Bu kağıt, ki­şinin yaşına ve cinsiyetine göre belirli bir miktarın altında ıslandığında Kuru Göz durumu olduğunuzu düşünüyoruz. Bu testin adı, ilk uygulamaya ko­yan kişiye ithafen “Schirmer Testi” olarak kullanılmaktadır. Sürekli yapay gözyaşı kullanabilmek ve ilacı sağlayabilmek için, resmi kuruluşlara verilmesi gerekli olan ilaç raporunda bu testin sonucunun belirtilmesi istenmektedir.

Unutmadan söyleyeyim, gözyaşı mik­tarını ölçme testini bazen önce göze uyuşturucu bir damla koyduktan sonra yapmayı tercih ediyoruz. Her ne kadar bu damla önce biraz gözü yakıyorsa da kısa sürede yanma geçiyor ve testi yap­tığımızda, gözyaşı miktarı konusunda daha net bir fikir edinmiş oluyoruz.

Buna ek olarak muayene mikros­kobumuzla çeşitli gözlemler ve de­ğerlendirmeler yapıyoruz. Örneğin, göze yeşil ve bazen bir de pembe boya sürerek gözün ön kısmındaki hücrelerin durumuna bakıyoruz. Eğer bu hücreler kuruluk nedeniyle kuru­muş yapraklar gibi dökülmeye başlamışsa, daha önce bulundukları yerler boşal­mış olacağı için, bu boyalar onların boşluklarını dolduruyorlar. Biz de böylece, ne kadar hücrenin kuruyup dökülmüş olduğunu anlayabiliyor ve te­davimizi ona göre planlayabiliyoruz. Bu boyalarla bir de, ne kadar kısa bir süre­de gözün ön kısmında gözyaşının buharlaştığını da ölçebiliriz. Gördüğünüz gibi
hemen her şeyi ölçmek mümkün, ama daha önce ne kadar çok gözyaşı dökmüş olduğunuzu ölçemeyiz. Duygusal gözyaşı akıtımı, yani ağlamak ancak çok ileri gözyaşı azlığı durumlarında bozulur.
Bu muayenelerle, daha karmaşık muayenelere gerek kalmadan hemen daima tanı koyabiliyoruz. İşin hoş tarafı, bu muayenelerin hiçbirinin ağrı ya da acı vermeme­si. Sadece konulan damlalar bazen bir iki saniye süresince yanma hissi doğurabi­liyor ama gerçekten çabucak geçiyor. Yani Kuru Göz’ün teşhisi için yapılan muayene­ler, kendi yarattığı yakınmalardan daha az sıkıntı veriyorlar, sakın korkmayın!

Mutlaka sizin için uygun olacak bir tedavi sağlanabilir mi?
Diyelim ki damla, jel ve merhemleri kul­landınız ama hâlâ batmalar, yabancı ci­sim hissi ve garip, zamansız sulanmalar geçmedi. Doktorunuz ilaçları tam doz­da önerdi, yani saatte bir damla ve günde beş kez jel kullanıyorsunuz. Ona rağmen yakınmalar aynı; sıkıntı verici bir durum. Ama işte bu durumda bile yapılacaklar he­nüz bitmiş değildir.

Göz kapaklarının içinde burna yakın bö­lümde, bir altta bir üstte olmak üzere, her gözde ikişer adet gözyaşı deliği vardır. Gözyaşı, gözü nemlendirip temizledikten sonra, bu deliklerden burna akar. Hani ağ­ladığımız zaman burnumuz da akar ya, işte fazla gözyaşı burna aktığı için burnu­muzu silmemiz gerekir. Gözyaşı az olan kişilerde bu delikleri kapatırsak, gözyaşının burnuna akmasını önlemiş oluruz. Böylece az da olsa, olan gözyaşı gözde kalmış ve gerektiğince kullanılmış olur. Üstelik kullanılan gözyaşı damlaları da burna kaçmamış, bir taşla iki kuş vurulmuş olur.

Kuru Göz nasıl tedavi edilir?
Yakınmaları günlük yaşama sıkıntı verebilen bu durumun tedavisi oldukça basittir: ya­pay gözyaşı damlaları!
Kuru Göz, son yıllarda, o kadar yaygın görülen bir du­rum olmaya başladı ki birçok damla, merhem ve damla ile merhem arası bir sıvı olan yapay gözyaşı jel i geliştiril­di. Hangi sıklıkta ve hangi yoğunlukta bir tedavi yöntemi (damla mı, jel mi, merhem mi, yoksa bunların birlikte uygulaması mı) seçileceğine durumunuza göre karar ver­mek gerekli.

Gözyaşı deliklerinin tıkanması zor, ağrılı bir işlem midir?
Bu soruyu soracağınızı tahmin ettim gördüğünüz gibi! Bu işlem son derece kolay ağrısız ve kısa bir işlemdir. Muayene mikroskobu yardımıyla yapılan bu işlemde, esas olarak, deliklere minicik birer tıkaç koymak söz konusudur. Bu tıkaçlar her­hangi bir rahatsızlık vermez, varlıkları hissedilmez bile. Ayrıca ilk uygulamada ge­çici, yani bir süre sonra kendiliğinden eriyen tıkaçlar koyarak rahatlık sağladığına emin oluyoruz. Çünkü nadiren aşırı sulanma olabiliyor. Böyle bir durumda tıkaç­ların kalıcı olanına geçmiyor, damlalara geri dönüyoruz.

Ama eğer geçici tıkaçlar rahatlık sağladıysa, tıkaçların kalıcı olanını takıyoruz, böylece rahatlık daimi oluyor.

Kuru Göz için başka tedaviler de uygulanmakta mıdır?
Kuru Göz ile birlikte kapaklarda iltihaplar, kepeklenmeler görülebilir demiştim. Bu durumun tedavi edilmesi de daha fazla gözyaşı elde etmeye yardımcı olur.

Bu tedavilerin başında, annelerimizin yaptığı çay pansumanı geliyor. Günümüzde özel etkileri (stres atıcı, ödem çözücü, kilo verici) olan çaylar marketlerin rafla­rını doldurmuş durumda. Ne olur ne olmaz, beklenmeyen bir yan etki olmasın diyerek, ben artık hastalarıma çaylı pansuman yerine 20 dakika kaynatılmış (mik­roplardan arındırmak için) ve dayanılacak kadar ılıtılmış temiz su ile pansuman öneriyorum. Bu temiz su, bir parça temiz pamukla göz kapakları üzerine uygulan­dığı zaman, sıcağın etkisiyle kapaklara daha çok kan gelecektir. Daha çok kan do­laşması daha çok gözyaşı yapılmasını sağlayacaktır. Süt emzirmiş kadınlar bilirler; sıcak banyodan sonra memelerin daha çok süt yapmasına benzer doğal bir du­rumdur.

Kirpik diplerinde iltihap ve kepeklenmeler olduğunda nasıl bir tedavi gerekir?
* Bu durumda ılık pansumana ek olarak kirpik diplerine masaj yapmak gerekir. Bu masaj çok eğlenceli bir işlemdir! Yine suyu 20 dakika kay­natıyoruz (mikroplardan arındırmak için) ve dayanabileceğimiz kadar ılıtıyoruz. Sonra pamuklu kulak çubukları (Kulak-Burun-Boğaz hekimleri bu pamuklu çubukları kulağa sokmayı önermiyorlar bu arada, aklınızda olsun) ile aynanın karşısında önce üst, sonra alt kapak kenarına dışarı­dan kapağa paralel şekilde masaj yapıyoruz. Aynanın karşısında yapmak daha iyi; pamuklu çubuğu yanlışlıkla gözün içine değdirip zarar verme­nizi önler. Bu işlemdeki mantık hamam-tellak mantığıyla aynıdır: Sıcak su ile kepekler yumuşayacak ve gevşeyecek, sonra masaj ile bunlar
ortamdan uzaklaştırılacak. Göz hamamı! Deneyin rahat edeceksiniz!

* Ağır vakalarda kaynatılmış, ılıtılmış su yeterli olmayabiliyor. Bu durum­da, göz yakmayan bebek şampuanını sulandırarak kullanmayı öneriyo­ruz. Bir çay bardağı (bizim ince belli bardaklar!) kaynatılmış ılıtılmış suya 5 damla bebek şampuanı koymanız yeterli. Yapılacak işlem yine aynı; önce sulandırılmış şampuan ile kirpik masajı, sonra yine temiz suyla durulama. Bu da: kirpik banyosu!

* Buna ek olarak, göz hekiminiz kapaklarınızın durumuna göre damla da verebilir. Onu da kullanın, herkesin durumu farklı olabilir, burada söz ettiğim masajlar yeterli olmayabilir.

Ilık su pansumanını ve masajı kaç gün süreyle, günde kaç kez yap­mak gerekir?
Bu sorunun tek ve net bir yanıtı yoktur. Bana bu soruyu soran hastalarıma “Günde 100 kez, 100 sene boyunca yapın!” diyorum. Gülüyorlar, ama içlerinden “eyvah” da diyorlar eminim. Eminim siz de güldünüz ve aynı şeyi düşündünüz. Ama onlar gibi siz de anladınız eminim, bunun kesin olarak önerilecek belirli bir sıklığı ve süresi yok, lütfen ihtiyaç hissettikçe yapın ve yapmayı sürdürün, bıktığınız veya unuttuğunuz zaman yakınları­nız yeniden masaja başlayınca (benzer ortamlarda yaşadıkları için onlarda da aynı sorunlar olabilir) hatırlayın. En ucuz ve doğal tedavi budur.

Alt kapaklarda dışa dönme durumu olduğunda nasıl bir tedavi gerekir?
Böyle bir durumda biraz biçki-dikiş işi (ameliyat) gerekebilir. Alt kapakları olması gereken duruma getirmek için, bollaşmış bir eteği daraltmak gibi küçük bir cerrahi işlemle bu bolluk alınır.

Kuru Göz rahatsızlığı olan kişiler başka ne yapmalıdır?
Klima hemen kapatılacak, ev ve iş ortamında nem sağlamak için etrafa saksı çi­çekleri konulacak, kaloriferlere ağzı açık su şişeleri asılacak, klimadan, saç ku­rutma makinesinden, bol sigara dumanı olan ortamlardan uzak durulacak (Resim 2-39). Ayrıca, bilgisayar kullanım süresi kısaltılacak, kullanırken sık sık ara verile­cek ve göz kırpılacak. Bunlar çevre ile ilgili olanlar.

Kendinizle ilgili olanlar ise; göz doktoruna muayene olunacak, size önerdiği teda­viler uygulanacak (herkesin durumu farklıdır) ve bol bol su içilecek! Bunun dışın­da diyette dikkat etmek gereken bir durum yoktur.
Damlalarınızı ihmal etmeyin ve damlaların sizin için yaşam boyu dost olduğunu unutmayın.

Kuru Göz ve Kontakt Lens anlaşabilirler mi?
Kuruluğun ne kadar ağır olduğuna göre anlaşma sağlanabilir. Bu ancak uzman hekim muayenesi ile belirlenebilir. Hekiminiz kontakt lens kullanmamanızı öneriyorsa ve yine de kulla­nıyorsanız ciddi sorunlarınız olabilir; gözde çizilme, ya­ralanma, iltihap gibi. Tedavi için, gözünüzün bir süre bandajlanmak suretiyle ka­patılması gerekebilir. Özetle, hekiminiz lens takmamanızı öneriyorsa, sakın takmayın.

Kontakt lens ve yapay gözyaşı damlaları anlaşabilirler mi?
Kontakt lenslerin birçoğu gözde kuruluk duygusuna yol açabilir. Gözün ön tabakası damarsızdır. Yaşamı için gerekli oksijenin önemli bir bölümünü gözyaşından sağlar. Bu nedenle gözün ön bölümü daima göz­yaşı ile nemlendirilmiş durumda olmalı­dır. Eğer gözyaşı az ise veya oksijen geçişi az olan kontakt lens kullanılıyor ise kornea tabakası kurur ve oksijensiz kalır. Hemen mikroplar birikir ve kornea tabakasında ya­ra oluşur. Bu nedenlerden dolayı, oksijen geçişi az kontakt lenslerle, fazla uzun süre takılan lenslerle ve gözyaşı azlığı olan kişi­lerde kontakt lens kullanımında yapay göz yaşı damlaları kullanmak gerekir.
Yapay gözyaşı damlalarının içeriği ve gücü birbirinden farklıdır. Bazıları koruyu­cu madde içerdiği için sık olarak kullanılamaz ve kontakt lensle kullanılmaları da uygun değildir. Dolayısıyla kontakt lensle birlikte kullanılacak yapay gözyaşının hekim tarafından seçilmesi ve önerilmesi sağlıklı olur.

Diğer göz damlaları ile Kuru Göz anlaşabilirler mi?
Başka nedenlerle (ör; göz tansiyonu, göziçi iltihabı tedavisi amacıyla) göz dam­lası kullanıyorsanız, damlaları arka arkaya damlatmayın, 5 dakika sabredin. Göz damlalarının konulduğu yer olan alt kapak kesesinin hacmi 2 damladır. Üçüncü damladan sonra bilardo topu gibi tüm damlalar birbirini itip dışarı akabilirler. O nedenle farklı damlalar arasında en az 5 dakika ara verilmelidir.

Bazı göz damlaları kuruluğa yol açabilir. Tedavi amacıyla kullanılmaları gerekliy­se, önce yapay gözyaşı damlası, sonra diğer damla damlatılabilir.

Sigara ve Kuru Göz ilişkisi nasıldır?
Sigara dumanı gözyaşının çabuk kuru­masına neden olur. Sürekli sigara dumanıyla karşılaşan bir gözde de­vamlı kuruma olacağı için beyne giden “gözde kuruma var, acil durum!” mesa­jı, beyinde “eh, o zaman biraz muslukla­rı açın bakalım” emri çıkarır. Musluklar açılınca meydana gelen gözyaşı her üç katmanı içermediği için biraz gözü yakabi­lir. Acı gözyaşı halinde olabilir. Fazla gözyaşını sağlamak için beyin bir de gözde­ki kanlanmayı arttırmayı dener, bu amaçla göz çevresindeki damarlara daha çok kan gönderir, bu kanı taşımak için damarlar genişler ve gözler kızarık görünür.

Sigarayı göz de sevmez!
Kuru Gözde Yakınmalar
* Acı gözyaşı
* Batma
* Beyaz ipliklerin uzanması
* Kapakta takılma hissi
* Kapama gereksinmesi
* Kaşıntı
* Kırpma
* Kızarıklık
* Gözde
* Kirpik diplerinde / Kontakt lens ile huzursuzluk / Kuruluk hissi / Seğirme / Sulanma
* Arabada
* Durup dururken
* Rüzgarda / Sigara dumanlı ortamda / Uçakta
* Yabancı cisim duygusu / Yanma Bu yakınmaların bir kısmı, gözyaşı azlığının gözde yarattığı hasara, yüzeysel ya­ralara, bir kısmı da bu hasarı iyileştirmeye yönelik beynin ürettiği doğal korunma yöntemlerine bağlıdır.

Gözyaşını Azaltan İlaçlar
* Ağrı kesmek için kullanılan bazı ilaçlar
* Alerji için kullanılan bazı ilaçlar (antihistaminikler)
* Hormon ilaçları
* Doğum kontrol hapları
* Hormonlu rahim içi aleti
* Sakinleştirmek için kullanılan bazı ilaçlar
* Sivilce tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar
* Uyku için kullanılan bazı ilaçlar
* Vücut tansiyonu için kullanılan bazı ilaçlar (beta-blokörler ve idrar sök-türücüler)

Not: Genellikle ilaç prospektüslerinde hangi ilaçların gözyaşını azaltabilece­ği belirtilmiştir. Ancak bunlar çoğunlukla vücut sağlığı için şart olan ilaçlar oldu­ğundan, sırf gözyaşını azaltıyor diye kesilmemelidirler. Göz hekimi tavsiye ettiği takdirde beraberlerinde yapay gözyaşı damlaları kullanılmalıdır.

Gözyaşını Azaltan Diğer Hastalıklar
* Ağır A Vitamini yetmezliği
* Ağır flaç Alerjisi Hastalığı (Stevens-Johnson hastalığı)
* Anoreksiya Nervosa
* Cilt hastalıkları (Akne rozasea hastalığı)
* Guatr hastalığının göze vurmuş hali
* Kirpik dibi iltihapları (Blefarit)

Gözyaşını Azaltan Durumlar
* Arabada havalandırma veya klima kullanımı
* Kapalı havalandırmalı ortamlar
* Klimalı ortamlar
* Kuru ortamlar ve günler
* Saç kurutma makinesi
* Sigara kullanımı ve dumanı
* Uzun süre bilgisayar kullanımı

Bu haber 1947 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Nadir bir kanser türüne yol açabilen meme protezleri yasaklandı
Nadir bir kanser türüne yol açabilen meme protezleri yasaklandı
Mide kanaması nedir? Mide kanaması nedenleri belirtileri ve tedavisi…
Mide kanaması nedir? Mide kanaması nedenleri belirtileri ve...