Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya...

Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya lüzum yok

Dünya tatlısı bir bebeğiniz var ama ağlıyor­sunuz. Doğum sonrası duygusal iniş çıkışlar çok olağandır. Tüm hayatınız değişti. Daha önce hiç üstlenmediğiniz kocaman bir sorumluluk var ...

Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya lüzum yok

Dünya tatlısı bir bebeğiniz var ama ağlıyor­sunuz. Doğum sonrası duygusal iniş çıkışlar çok olağandır. Tüm hayatınız değişti. Daha önce hiç üstlenmediğiniz kocaman bir sorumluluk var ...

Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya lüzum yok
19 Aralık 2010 - 22:53

Dünya tatlısı bir bebeğiniz var ama ağlıyor­sunuz. Doğum sonrası duygusal iniş çıkışlar çok olağandır. Tüm hayatınız değişti. Daha önce hiç üstlenmediğiniz kocaman bir sorumluluk var omuzlarınızda şimdi. Deliksiz bir uykuya olan özleminiz her gün artıyor. Arada bir ağlamanız, çok doğal.

Sizi ara ara kıvrandıran tüm bu hissettiklerinizin sebeplerini anlamaya çalışmak, size kendinizi daha iyi hissettirecektir. Hiç alışık olmadığınız, hayli stresli bir dönemin içinde olduğunuzu unutmazsanız, aklınızı kaçırmakta olduğunuz düşüncesinden kolaylıkla kurtulabilirsiniz.

Öncelikle, yalnızca zihinsel olarak değil fi­ziksel olarak da büyük bir dönüşüm yaşadınız. Dokuz ay boyunca, hamilelik süresince salgıladığınız hormonlar bir anda düştü. Hormonlarınız tekrar düzene girene kadar, ara ara ağlama krizlerine yakalanmanız çok normal.

Acıya sebep olan, çözemediğiniz emzirme problemlerinden kaynaklanan acıyan göğüsleriniz, ya da doğumunuz sezaryenle olmuşsa, çekmekte olduğunuz fiziksel acı, psikolojik sıkıntılarınızı aşmanızı zorlaştırabilir. Bunun yanı sıra, uyku düzensizliğinin de sinir sisteminizi olumsuz etkiliyor olabileceğini hesaba katmanız gerekir.

Hamileliğiniz süresince kendinizi doğum anı­na hazırladınız. Bebeğinizi kucağınıza alacağınız o ilk anın mükemmel olacağını hayal edip durdunuz. Ama şimdi bebeğiniz kollannızdayken, bu yaşadığınız kayıp duygusunu anlamlandıramıyorsunuz. Kendinizi kötü hissetmenize gerek yok, bu hemen hemen her yeni annenin hissettiği duygudur.

Doğumdan önce oluşan beklentilerinizle, şim­di tecrübe ettiğiniz gerçeklik arasındaki fark, kendinizi eksik hissetmenize sebep olabilir. Bu­nun arkasında yatan temel unsur, toplumumuzun çizdiği yeni anne modeli ile gerçek bir yeni anne arasındaki farktır. Bütün bebek dergilerinde, televizyonlarda bebeklerini sevgiyle kucaklayan enerjik ve mutlu anneler görürüz. Yüzlerinde yorgunluktan, bitkinlikten eser yoktur. Üzerlerinde şık kıyafetler vardır, ışıldayan saçları kuaförden yeni geldiğini gösterir. Size hiç benzemiyor değil mi?

Bunun yanı sıra, yeni annelerden bebekleri­nin ihtiyaçlarına her daim hızlı yanıt vermeleri beklenir. Ne de olsa diğerlerine göre, bebekler yalnızca süt içip, uyuyan minik bireylerdir ve gün içinde hâsıl olan ihtiyaçlan bir elin parma­ğını geçmez. Tüm bu varsayımlara dayanarak oluşturduğunuz beklentilerinizin, bugün tecrü­be ettiğiniz süreçle uyum içinde olmasını beklemiyorsunuz değil mi?

Doğumu takiben sizi saran endişeyi ya da depresyon halini giderebilmek için yapmanız gereken ilk şey, tüm hissettiklerinizi kabul edip, kendinizi suçlama yoluna gitmemenizdir. En tecrübeli anneler bile, bebekleriyle yeteri kadar iyi ilgilenip ilgilenmedikleri konusunda şüphe­ye düşerler. Derin bir nefes alıp, bebeğinizi ne kadar sevdiğinizi düşünün. Sizin dışınızdaki annelerin süper kahraman değil; sizin gibi insan olduklarını unutmayın. Bebeğinizin sizin dünyadaki en mükemmel kişi olduğunuzu düşündüğünü unutmayın.

Anneliğe alışmak için kendinize biraz zaman tanıyın. Bebeğiniz için yiyecek üreten bedenini­ze alışmak için, biraz zamana ihtiyacınız var. Bebeğinizin, çabanızı takdir edebilecek kadar büyümesini bekleyin. Doğum öncesi sahip oldu­ğunuz beklentilerinizi, şimdi tecrübe ettiğiniz gerçekliğe adapte etmek biraz zamanınızı alacak.

Sizin de bakıma ihtiyaç duyduğunuzu unut­mayın. En yakın arkadaşınız ya da anneniz bir süreliğine ev işlerinizi üzerine alabilir öyle de­ğil mi? Yemek yapmaya üşeniyorsanız, sevdiği­niz restoranlar ne güne duruyor?

Dış görünüşünüze de özen göstermeyi ihmal etmeyin. Bunun için baloya gider gibi giyinme­nize ya da her gün makyaj yapmanıza gerek yok. Saçlarınıza rahat edebileceğiniz bir şekil verip, aynanın karşısına geçtiğinizde kendinizi iyi his­sedebileceğiniz bir görüntüye sahip olmanız ye­terli olacaktır. Üzerinize oturacak ve bebeğinizi emzirirken sorun teşkil etmeyecek rahat kıya­fetler satın alabilirsiniz. Eski bedeninize kavuş­tuğunuzda giymeyi planladığınız elbiseler al­mayın. Bu, dolabınızı her açtığınızda kötü his­setmenize sebep olur.

Dışarı çıkıp biraz egzersiz yapın. Bunun için spor salonlarına kaydolmanız gerekmez. Her gün bebeğinizle birlikte yapacağınız birer saat­lik yürüyüşler, hem sizi, hem de bebeğinizi ra­hatlatır. Hava çok soğuk olmadığı sürece, bu yürüyüşleri her mevsim sürdürebilirsiniz. Bu sa­yede, öğleden sonraları ekseriyetle ağlama kriz­lerine tutulan minik bebeğinizi de sakinleştirmiş olursunuz.

Bütün gün bebeğinizle evde kalmak, yalnız­ca fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da yorul­manıza sebep olur. Arada yetişkin bireylerle de bir araya gelip, zaman harcamak stresinizi üze­rinizden atmak için iyi bir yöntem olabilir. Dı­şarıda yenilen bir yemek ya da bebeğinizle bir­likte katılabileceğiniz anne-çocuk gelişimi ile alakalı seminerler sayesinde, kendinizi dış dün­yadan kopmuş hissetmezsiniz.

Yeni annelerin doğum sonrası yaşadığı sıkın­tıları etrafındakilerle paylaşmak istemedikle­rini, uzun yıllar meslekte olmama rağmen, yeni öğrendim sayılır. Bunun nedeninin yeni annele­rin “Anne Miti “ni zedelemek istememelerine ya da kendilerini eksik hissetmelerine bağlıyorum. Yeni babaların çoğu, eşlerinin bazı konularda yardıma ihtiyaçları olduğunun farkında bile de­ğil. Bunun sebebi yeni annelerin eşleri de dâ­hil olmak üzere, kimseden yardım talep etmiyor olmaları. Eşinize ve yakınlarınıza ihtiyaçlarını­zı sıraladığınız listeler uzatmaktan çekinmeyin. Bir diğer problem ise, yeni annelerin bebekleri­ni kimseye emanet edecek kadar güvenmemele­ri. Bırakın siz duş alırken bebeğinizle eşiniz ilgilensin. Elbette sizin kollarınızda olduğu kadar rahat olmayacak belki biraz ağlayacaktır. An­cak ikisinin kaynaşmasına fırsat tanımazsanız, nasıl gerçek bir baba-çocuk olabilirler ki?

Kimi doğum sonrası kaygılan, doğum sonra­sı depresyonuna dönüşebilir. Eğer korkularınız aşırı ise, hiç bir şeye odaklanamıyorsanız, uykusuzluk hastalığına yakalanmışsanız, mutlaka bir uzmana danışmanızı tavsiye ederim. Sizin gi­bi hisseden yeni annelerin katılmış olduğu grup terapileri de işe yarayabilir.

Bu haber 4018 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x