Hiçbir şey eskisi gibi “normal”...

Hiçbir şey eskisi gibi “normal” olmayacak

Tatiller, kısa seyahatler günlük hayatımızı renklendiren hoş aktivitelerdir elbet, ancak yine de geri dönüşü özlemle bekleriz. Ne kadar iyi vakit geçirmiş olsak da, evimizin kapısından ...

Hiçbir şey eskisi gibi “normal” olmayacak

Tatiller, kısa seyahatler günlük hayatımızı renklendiren hoş aktivitelerdir elbet, ancak yine de geri dönüşü özlemle bekleriz. Ne kadar iyi vakit geçirmiş olsak da, evimizin kapısından ...

Hiçbir şey eskisi gibi “normal” olmayacak
15 Aralık 2010 - 16:57

Tatiller, kısa seyahatler günlük hayatımızı renklendiren hoş aktivitelerdir elbet, ancak yine de geri dönüşü özlemle bekleriz. Ne kadar iyi vakit geçirmiş olsak da, evimizin kapısından içeri adımınızı attığınızda daha huzurlu hissederiz. Normal yaşantımıza geri dönmek tarif edilemez bir güven duygusu yaratır.

Bebeğiniz doğduktan ne kadar zaman sonra normal hayatınıza geri döneceğinizi mi merak ediyorsunuz? Bu “normal” derken neyi kastetti­ğinize bağlı. Eğer hayatınızın belli bir rutine oturması ya da her gün düzenli olarak duş alabi­leceğiniz sıradan günlerse bahsettiğiniz, ceva­bım “yakında” olabilir. Eğer ne zaman bebeğiniz doğmadan önceki gibi hissedeceğinizi, ya da bebeğinizin sürekli sizden bir şeyler talep et­meyi ne zaman bırakacağını merak ediyorsanız cevabım: “Hiç bir zaman.” Hayatınızda değişe­cek olan pek çok kavram gibi, eskiden normal olarak algıladığınız hayat tarzınız da yeni bebe­ğinizle değişecek.

Minik bebeğinizi kucağınıza aldığınız andan itibaren hayatınız önceden hayal bile edemeye­ceğiniz kadar derinden değişecek. Artık eski siz olmayacaksınız. Önceliğiniz şimdiye dek oldu­ğu gibi eşiniz ve siz değil, bebeğiniz olacak. Cin­sel hayatınızdan, yeme alışkanlıklarınıza kadar her şey a’dan z’ye değişecek ve bu değişim bir süre sonra normaliniz olacak.

Loğusa dönemi bittiği andan itibaren yeni hayatınızı daha iyi kavrayacak ve alışmaya baş­layacaksınız. Bebeğinizin bundan sonraki haya­tınızda hep yanınızda olacak olması fikrini, ta­mamen benimseyip, gerçekten anne olduğunu­zu hissedeceksiniz.

Hayatınızdaki bu yeni dönemin en belirgin özelliği değişkenliğidir. Bir sürü basamaktan oluşan dev bir merdiven gibidir bu dönem. Her bir basamakta yeni bir şeyler öğreneceksiniz. İlk günler sadece kucağınızda huzur bulan be­beğiniz, birkaç hafta sonra evin içinde dolaşma­nızı buyuracak. Birkaç ay sonra yerde gezinmek isteyecek. Bu dönem ne kadar yorucu olsa da, eğlencelidir. Bebeğinizi büyüyüp, değişir­ken görmek sizin için keyifli bir oyuna dönüşe­cek.

Normallikten kastınız, eski vücut ölçülerini­ze ulaşmak da olabilir elbet. Pek çok anne do­kuz ay süren hamileliğin ardından, tam olarak inmemiş bir karın ve akan iri göğüslerinden ra­hatsızlık duyar. Gardırobunuzda aylardır içine giremediğiniz şık elbiseleriniz, bebeğinizi em­zirdiğiniz için yiyemediğiniz lezzetli yiyecek­lerden uzak kalmak da cabası. Kendi bedeninizi bebeğinizle paylaşmak durumunda olmak, size sıklıkla hayatınızdaki kontrolü kaybetmişsiniz hissi verebilir.

Tüm bu sıkıcı hislerden kurtulmanıza yar­dımcı olacak pek çok yol var. İlk yapmanız ge­reken kendinizi biraz şımartmak. Yeni annelerin kesinlikle dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bebeğini­zi kucağınıza aldığınız ilk bir iki ayı ikinizin ba­layı gibi düşünün. Gün içinde birlikte şekerle­me yapın, sizi canlandıracak taze meyveleri do­labınızdan eksik etmeyin, akşam yemeğinizi en sevdiğiniz restorandan sipariş edin. Bol köpük­lü ılık duş alın.
Yine de kendinizi huzursuz hissediyorsanız, tamamıyla kontrolü ve gücü kendinizde hisse­deceğiniz ufak işler bulun. Mutfak dolaplannı temizlemek ya da kileri düzenlemek gibi. Üzerinize oturan şık bir bluz de keyfinizi yerine ge­tirebilir. Size, kendinizi iyi hissettirecek olan, eğer daha düzenli bir şeylerse her gün spor ya­pabilir ya da tecrübelerinizi kaleme alabilirsi­niz. Çok zamanınızı almayacak ve bebeğinizin engel teşkil etmeyeceği küçük görevler üstlen­mek de işe yarayabilir. Üstesinden geldiğiniz her iş, kendinize olan güveninizi artıracaktır.
Size tavsiye edebileceğim bir diğer yol da, bebeğiniz büyüdüğünde şu an yaşamakta oldu­ğunuz zamanı duygulanarak hatırlayacak olma­nızı düşünüp, anın tadını çıkarmaktır. Onun her hareketini zihninize yerleştirip, görünmeyen ko­caman bir albüme sahip olabilirsiniz. Bu sayede kendinizi bir koleksiyoncu gibi tatminkâr his­sedebilirsiniz.

Bu haber 2104 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x