Bebeğiniz ağladığında, yardımınıza...

Bebeğiniz ağladığında, yardımınıza ihtiyacı var demektir

Tüm bebeklerin doğuştan konuşabildikleri tek dil vardır: Ağlama dili. Bu dil sizinle iletişi­me geçmek için kullandığı en dolaysız araçtır. "Anne, yardımına ihtiyacım var" dese hemen ...

Bebeğiniz ağladığında, yardımınıza ihtiyacı var demektir

Tüm bebeklerin doğuştan konuşabildikleri tek dil vardır: Ağlama dili. Bu dil sizinle iletişi­me geçmek için kullandığı en dolaysız araçtır. "Anne, yardımına ihtiyacım var" dese hemen ...

Bebeğiniz ağladığında, yardımınıza ihtiyacı var demektir
14 Aralık 2010 - 06:02

Tüm bebeklerin doğuştan konuşabildikleri tek dil vardır: Ağlama dili. Bu dil sizinle iletişi­me geçmek için kullandığı en dolaysız araçtır. “Anne, yardımına ihtiyacım var” dese hemen koşarsınız değil mi? Onun ağlaması da aynı et­kiyi yaratır ve minik bebeğiniz bunu çoktan öğ­renmiştir. Ağlamasını durduramasamz bile, onu kucağınıza alıp sakinleştirmeye çalışmanız, be­beğinizin kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır.

Annelerin büyük bir kısmı bebeğinin ağla­masına dayanamaz. Zaten olması gereken de budur. O her ağladığında hemen bir şeyler yap­manız gerektiğini fısıldayan bir ses belirir. Onu kucağınıza alıp, odanın içinde yürüdüğünüzde minik sırtını sıvazladığınızda rahatladığını gö­receksiniz. Ya da en etkili silahınızı da kullana­bilirsiniz. Çoğu annenin içgüdüsel olarak yap­tığı ağlayan bebeği emzirme, siz ve bebeğiniz için de huzur kaynağı olacaktır.

Ağlayan bebeğinizin sizin şefkatinize ihti­yacı olduğu bir gerçek, ancak onun ağlamasın­dan kendinizi sorumlu tutmanız yersiz. Bebe­ğiniz yaradılış itibari ile kendi içsel ihtiyaçları doğrultusunda ağlar. Bazı bebekler, annelerinin kucaklarındayken bile daha sık ve daha şiddetli ağlarlar. Bu annelerinin kapasitelerinin yetersiz olduğunun göstergesi değildir. Size düşen ona yalnız olmadığını göstererek, ihtiyacı olan hu­zuru elinizden geldiğince hissetmesini sağlamak.

Bebeğinizi, onu kucağınıza aldığınızda ya da emzirdiğinizde bile sakinleştiremiyorsanız, be­beklerde ağlama nedenleri üzerine ufak bir araş­tırma yapmanız gerekebilir. İlk olarak bir pedi-yatriste başvurup, bebeğinizin sağlığı ile ilgili her şeyin yolunda gidip gitmediğini kontrol etti­rebilirsiniz. Tabii bunun her zaman işe yaradı­ğını söylemek mümkün değil. Bir anne ve pediyatrist eşi ola­rak, aşırı ağlayan bebeklerde en sık görülen rahatsızhğın gastroözofajeal reflü olduğunu söy­leyebilirim. Annelerin diyetinin de bebeklerin huzursuzlaşmasına sebep olabileceğini söyle­mekte fayda var. Altıncı bebeğim henüz iki haf­talıkken, iflah olmaz şekilde ağlama krizlerine tutuluyordu. Ne kucağıma alışım, ne sırtını sıvazlayışım, ne de sütüm işe yarıyordu. Huzur­suzluğunun altında fiziksel bir acı yattığı belli oluyordu. Aynı dertten muzdarip olan birçok an­neye danıştım, yiyip içtiklerime dikkat ettim ve son olarak bebeğimin ağlamasını durdurmamı sağlayan Amerika’da “caveman diyeti” olarak bilinen ve yeni annelerin uyguladıklan diyetini uyguladım.

Bebeğinizin ağlamalarını dikkate alıp yanıt vermeniz onun için çok önemli. Çünkü bu saye­de, bir şeye ihtiyacı olduğunda onu elde edebi­lecek kudretin, kendinde mevcut olduğunun far­kına varır. Ayrıca sorunlarının tarafınızdan çö­zümlenmeye çalışıldığını görmek, ona kendisi­nin, sizin gözünüzdeki değerini keşfetmesini sağlayacak ve bu ona ihtiyacı olan özgüveni ge­tirecek. Huzursuzlaşıp ağladıktan sonra onu yatıştırışınız, hayatta karşısına çıkacak olan sıkın­tıların ardından refahın geleceğini gösterir ve büyüdüğünde bile bebekliğinde öğrendiği bu ilk şeyle, zorluklara sebatla göğüs gerer.

Eğer ilk zamanlarda bebeğinizin ağlamasına hemen yanıt verir ve yardımına koşarsanız, bir­kaç ay içinde daha az ağlamaya başladığını fark edeceksiniz. Mutlu bir bebeğe annelik yapmak, çok daha kolay ve eğlenceli olduğundan, bu si­zin için bir avantaj olacaktır. Aynca ağlayan be­beğinize ne kadar erken çareler sunarsanız, ağ­lamasını o kadar kısa sürede durdurabilirsiniz. Geciktiğiniz takdirde onu susturmak uzun vak­tinizi alabilir hatta ağlaması kesilse bile hıçkı­rıkları hem sizi, hem onu huzursuz eder. Zira umutsuz bakışlan ve titreyen sesi kendinizi suç­lu hissetmenize neden olabilir.

Ağlamalarına erken yanıt alan bebeğiniz, bir şeye ihtiyacı olduğunda yapması gereken tek şeyin ağlamak olduğunu öğrenir. Bu, kesinlikle onun şımaracağı anlamına gelmez. Aksine tıpkı bir yetişkin gibi isteklerinin yerine gelmesi için metot geliştirdiğini gösterir. Zaten kısa bir süre sonra siz onu o kadar iyi tanıyor olacaksınız ki, ihtiyaçlarını o ağlamaya başlamadan anlayacak ve karşılayacaksınız. Mesela, anneler bebekle­rinin uyanır uyanmaz kucağa alınmaktan hoş­landığını iyi bilir. Siz de onun rutin uyanma saa­tinde hemen yanına gidip, onun sizi minik çığ­lıkları ile çağırmasını beklemeden, istediği şef­kati ona sunabilirsiniz. Bu sayede bebeğiniz uyandığında, kısa bir süre içinde yanına gidece­ğinizi bildiğinden kendini daha huzurlu hisseder. İkiniz de birbirinizi anlıyor olmanın tadını çıkarabilirsiniz.

Bazı anneler bebekleri ağladığında, onları susana dek yalnızlığa terk ederek onları terbiye ettiklerini düşünürler. Ağladıklarında yanlarına kimsenin gelmediğini gören bebeklerin, bir süre sonra ağlamaktan vazgeçtikleri doğru ancak bu­nun doğurduğu olumsuz sonuçlar, sözde getirilerinden çok daha fazladır. Dokuz ay boyunca tüm ihtiyaçlanm karşılayan annenin, dışarıdaki dünyada kendine uzak olduğunu görmek, bebe­ğinizin yeni hayatına adapte olmasını hayli zor­laştıracağı gibi aranızdaki ilişkinin, bir komşu ya da akraba ilişkisinden yakın olamamasına sebebiyet verir.

Küçük bebeğiniz ağladığında onu tam ola­rak ne zaman kucağınıza almanız gerektiği ko­nusunda, ikilemde kalmanıza lüzum yok. Ağlar ağlamaz uzatın ona ellerinizi. Onu sakinleştirecek yollann hepsini deneyin. En sonunda, en çok işe yarayanını keşfetmiş olacaksınız. İhtiyacı olduğunda yanında olmanız, ilk denemede en etkili yolu bulmanızdan çok daha mühimdir.

Ağlamak için açlık, üşüme, terleme ve ıslak bez gibi bir sürü sebepleri vardır bebeğinizin. Ancak ne değiştirilen bez, ne müzikli beşik ne de sallanan koltuğu tam olarak ihtiyacı olan şeydir. Onu rahatlatacak asıl şey huzur bulacağı kollarınızdır. Genelde bebekler siz yanınızda dursanız dahi, herhangi bir yerde uzun süre yatmaktan sı­kılırlar. Eğer onu kucağınıza aldığınızda onun kendini daha iyi hissettiğini düşünüyorsanız, bunu hep yapın.

Çoğu yeni anne için bu ufacık şey çok dü­şündürücü olabilir. Bebekleri her ağladığında yanma koşup, onları kucaklarına alma fikri, be­beklerinin onları kontrol ediyor olması fikrini doğurabilir. Kaygılanmanıza lüzum yok. Onun henüz konuşamadığını ve tek iletişim aracının ağlayışı olduğu gerçeğini sakın aklınızdan çı­karmayın. Onun her ağlayışı, aslında sizinle ile­tişime geçme çabasıdır. Bir yetişkin olarak ile­tişimin hayatınızdaki önemini düşünün. Bebe­ğinizin bu kabiliyete doğuştan sahip olduğu için sevinmelisiniz.

Dolayısıyla, bebeğiniz ağladığında yapma­nız gereken tek şeyin, onu bir an önce susturup, sesi kesmek olduğunu düşünmeyin. Önce neden ağladığını bulmaya çalışarak, aranızdaki iletişi­min en sağlıklı şekilde kurulmasını sağlayın.

Bu haber 2146 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x