Bebeğinizin ve sizin birlikte zaman geçirmeye...

Bebeğinizin ve sizin birlikte zaman geçirmeye ihtiyacınız var

Anne rahminde, yakında doğacak olan bir bebek olduğunuzu düşünün. Dünyanız nasıl olur­du? Etrafta görülecek pek bir şey yok değil mi? Şayet anneniz, üzerinde ince kıyafetlerle ...

Bebeğinizin ve sizin birlikte zaman geçirmeye ihtiyacınız var

Anne rahminde, yakında doğacak olan bir bebek olduğunuzu düşünün. Dünyanız nasıl olur­du? Etrafta görülecek pek bir şey yok değil mi? Şayet anneniz, üzerinde ince kıyafetlerle ...

Bebeğinizin ve sizin birlikte zaman geçirmeye ihtiyacınız var
11 Aralık 2010 - 22:36

Anne rahminde, yakında doğacak olan bir bebek olduğunuzu düşünün. Dünyanız nasıl olur­du? Etrafta görülecek pek bir şey yok değil mi? Şayet anneniz, üzerinde ince kıyafetlerle güneş­leniyorsa, loş ışık süzmeleri gözünüzü alabilir. Duyabileceğiniz şeyler, görebildiklerinizden şüp­hesiz daha fazla, bir kısmı tanıdık gelen boğuk sesler, eğer şanslıysanız hoş müzik sesleri, pla­sentanızın (döleşi) içinde hiç durmadan çalkala­nan sıvı sesi ve annenizin kalp atışı, nefes alış­verişi. Annenizin karnında tam olarak ne hisse­deceğinizi daha önce hiç düşündünüz mü? An­nenizin sizi sımsıkı sarmalayan rahim kaslarının arasında, güvenli bir şekilde yaşamanın ver­diği huzur söz konusu olabilir mi? Ağırlığınızı hissetmediğiniz bir suyun içinde, göbeğinize bağ­lanmış bir kordonla beslendiğinizden açlık ve susuzluk duygusu nedir bilmeden, geçireceğiniz dokuz ay. Kulağa tatil gibi geliyor değil mi?

Şimdi de yeni doğduğunuzu hayal edin. İlk kez ağzınızdan nefes alıyorsunuz, zor değil mi? Etrafta görebildiğiniz bir sürü değişik nesne. Ama hepsi o kadar parlak ki, birileri ışığı kapatana ka­dar gözlerinizi kapatmak daha iyi geliyor. Ses­ler de daha yüksek, hele kendi ağlama sesiniz tam bir felaket. Bacaklarınız ve kollarınız suyun için­de değil, havada hareket ediyor. “Keşke birileri beni sabitlese” diye içinizden geçiriyorsunuz. Her şey o kadar yeni ve bilinmez ki, korkuyor­sunuz.

O an nerede olmak isterdiniz. Annenizin rah­mine geri dönemezsiniz. Atılacak en doğru adım ne olabilir? O kadar acemisiniz ki, hiçbir şey bilmiyorsunuz. Plastik, kutu gibi bir şeyin için­de, hiç oynamayan bir yatağın üzerindesiniz. Battaniyeniz sizi ısıtıyor ama üzerinizde ağırlık yapıyor. Tam olarak annenizin karnındayken ol­duğunuz kadar rahat değilsiniz. Şu hemşireye ne demeli? Sürekli size bakmaya geliyor. Hiç fe­na değil ama sesi alışık olduğunuz ses değil. Sa­ate baktı, galiba evine gidecek. Tamamıyla kendinizi bırakabileceğiniz birine ne kadar da ihti­yacınız var, öyle değil mi?

Annenize ne dersiniz? Onun karnındayken size çok iyi bakmıştı. Şimdi de öyle bakabilir mi? Yanağınıza değdirdiği teni yumuşacık. Ve gö­ğüsleri! Onca kargaşanın ardından sizi sakinleş-tirecek şeyi buldunuz sonunda. Hareketleri ne kadar da tanıdık geliyor. İçerdeyken hissettiği­niz her şeyi şimdi dışarıdan gözlemliyorsunuz. Kulaklarınız göğsünün üzerinde, kalp atışlarını duyabiliyorsunuz. Ritim, annenizin karnınday­ken duyduğunuzun aynısı. Şimdi gözlerinizi bi­raz daha açabilirsiniz, anneniz ışığı gölgeliyor. Hayat boyu size sevgiyle bakacak olan gözlerle karşılaşmak, içinizi rahatlatacak. İşte aradığınız güven, şimdi bir çift göze sığan kocaman sevgi havuzunda, ömür boyu yüzecek olmanın keyfi­ni çıkarabilirsiniz. Annenizin o bildiğiniz tavır­larıyla sizi kucağına alıp, sırtınızı sıvazlaması ve sevgi dolu bakışlar eşliğinde beşiğinizde salla­narak uykuya dalmanız. Tekrar ana rahmine dön­müş gibi hissedersiniz, hatta bir süre sonra ana rahminden daha iyi olduğunu bile düşünürsünüz.

Bebekler annelerine aittir. Bu yalın gerçeği siz de benim gibi biliyorsunuzdur. Yeni doğan bebeklerin kendilerini en rahat hissettikleri an­lar, kucakta oldukları anlardır. Bir yerde öylece bırakıldıklarında, annelerinin hemen gelip onları kucaklarına almalarını beklerler ve dilekleri gerçekleşene değin, ağlama silahlarını kullan­maktan geri kalmazlar. Her iki üç saatte bir ka­rınlarının doyurulması gerekir. Bu sayede kar-nınızdayken sürekli olarak duyduğu kalp a-tış-larınıza olan özlemi de diner. Derin uykuya da­lana kadar kucağınızda kalmak hoşlarına gider. Eminim siz de benim (hatta tüm diğer anneler gibi bebeğinizin sizin yanınızda uyumasının en doğrusu olduğunu düşüneceksiniz) (hissedecek­siniz).

Bebeğinizle ne kadar vakit geçirmeniz ge­rektiği konusunda kararsızsınız. Ona öğretece­ğiniz ve ondan öğreneceğiniz o kadar çok şey var ki; hiç dinlenmeksizin onunla olmak geli­yor içinizden. Derslere ne kadar erken başlarsa­nız, sizin için o kadar iyi. Ona, dünyanın aslında yaşamak için hoş bir yer olduğunu göstermek sizin göreviniz. Huzursuz hissettiğinde onu he­men sakinleştirirseniz, hem küçük hayat arka­daşınızın ılımlı bir karaktere bürünmesini sağ­lar, hem de ona acemisi olduğu yeni dünyasında yalnız olmadığını hissettirmiş olursunuz. Siz ona bu hayatta mutlu olmanın yollarını gösterir­ken, o da size, birinin size muhtaç olmasının ne demek olduğunu anlatacak.

İki üç haftalık bebekleriyle bana muayeneye gelen annelerin, bebekleriyle aynı odada yatıp yatmadıklarını hemen anlayabilirim. Bebekle­riyle birlikte olan annelerde kaygıdan çok gü­ven sezilir. Bebekleriyle daha uyumlu oldukları görülür; onların ihtiyaçlarını benden önce se­zer ve hemen cevap vermeye çalışırlar. Sütleri­nin daha erken gelmelerinin yanı sıra, daha az emzirme problemleri ile karşılaşırlar. Şüphe­siz, bebekler için de doğar doğmaz kime ait ol­duklarını öğrenmeleri daha iyidir. , Doğumdan hemen sonra bebeğinizi emzirme fırsatı bulmuşsanız, tüm emzirme süreciniz da­ha rahat geçecektir. Bebeğinizin emme kabili­yetini mükemmelleştireceği meme uçlannızdan gelen süt, aynı zamanda onu dış dünyadaki has­talıklardan korur. İlk emdiği kolostrumdan son­ra göğüslerinizde biriken sütü emerken tam bir uz-mana dönüşecek olan bebeğiniz, sizi engorj-mantıkanıklıkdan da koruyacaktır.

Eğer mümkünse doktorunuzdan ilk gece be­beğinizle birlikte kalmayı talep edin. Bunun sizi zorlayacağını düşünmeyin. Yeni doğum yapmış anneler, bebeklerinin yanı başlarında oldukları­nı bildiklerinde, daha iyi dinlenirler. Hemşireler ne kadar tecrübeli olurlarsa olsunlar bebeğinize sizden daha iyi bakamazlar. Doğumunuz sezar­yenle gerçekleşmişse bile, bebeğinizi kucağını­za alabilirsiniz. Bunun için birinin yardımına

ihtiyaç duyabileceğinizden, o gece sabaha ka­dar sizin yanınızda kalabilecek bir refakatçi bul­manızı tavsiye ederim.
Bebeğinizin dünyaya gözlerini açtığı bu ilk günleri kaçırmamanızı dilerim. Sizden öğrene­ceği çok şey var. Hastanede mümkün olduğunca onu yanınızdan ayırmazsanız, evinize mutlu bir bebek ve kendine güvenen bir anne olarak gi­dersiniz.

Bu haber 1369 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x