Karmaşık ve duygusal bir tecrübe olarak doğum

Karmaşık ve duygusal bir tecrübe olarak doğum

Artık-nihayetinde-hamile değilsiniz! Do­ğum öncesinde yüklendiğiniz, vücudunuzdaki tüm tümsekler gitti. Nefes almanızı ve uyuma­nızı zorlaştıran, sabahları yataktan kalkarken kendinizi yuvarlanan bir kartopu gibi hissetme­nize sebep olan ...

Karmaşık ve duygusal bir tecrübe olarak doğum

Artık-nihayetinde-hamile değilsiniz! Do­ğum öncesinde yüklendiğiniz, vücudunuzdaki tüm tümsekler gitti. Nefes almanızı ve uyuma­nızı zorlaştıran, sabahları yataktan kalkarken kendinizi yuvarlanan bir kartopu gibi hissetme­nize sebep olan ...

Karmaşık ve duygusal bir tecrübe olarak doğum
09 Aralık 2010 - 22:22

Artık-nihayetinde-hamile değilsiniz! Do­ğum öncesinde yüklendiğiniz, vücudunuzdaki tüm tümsekler gitti. Nefes almanızı ve uyuma­nızı zorlaştıran, sabahları yataktan kalkarken kendinizi yuvarlanan bir kartopu gibi hissetme­nize sebep olan o koca karnınız artık yok. Vücudunuzun tam orta yerinde olan şeyin neye ben­zediğini merak ettiren kalp atışları, küçük tekme­ler, tatlı gerinmeler artık orada değil, kollarınız­da.

Doğum için çektiğiniz kaygılar son buldu. Mide yanmalarına ve sırt ağrılarına da son. Ha­reketsiz bir şekilde otururken zıplayan karnınız da gitti. Bedeninizde süregelen ve sizi her gün şaşırtan mucizevî değişim de öyle. Hamilelik bitti, şimdi bebeğinizle tanışma vakti.
Peki, annelik kariyerine adım attığınız bu eş­siz anda neler hissediyorsunuz? Terlediniz mi? Donup kaldınız mı? Sarsıldınız mı? Yoksa niha­yete ulaşmanın verdiği rahatlama hissi mi? Göğ­sünüzden boşalan hissizlik mi hâkim tüm bede­ninize? Coşkulu musunuz? Kafanız mı karışık? Ya da bunların hepsi mi?

Bebeğinize “merhaba” dediğiniz o ilk ana, hiçbir şey sizi önceden hazırlayamaz. Zira her anne ve her doğum farklıdır. Herkes için geçerli olacak olan söyleyebileceğim tek şey var: Be­bek sahibi olmak mükemmel bir duygu. Bu duy­gunun, doğumunuzun uzun ya da kısa olmasıy­la, sezaryen ya da normal doğum oluşuyla, ya­nınızda kimin olup olmadığıyla ve nerede oldu­ğunuzla bir bağlantısı yok. Her yeni annenin his­settiği o büyük mutluluk hep aynıdır.

Umarım anne olduğunuz ilk anlarda bebeğini­zi kucağınıza alma, ona dokunma şansına sahip olursunuz. Gelmiş olduğu küçük dünyasının ılık­lığını kollarınızda hissedebilirsiniz. Emin olun, bu onun için de çok anlamlı olacaktır. Çünkü onu saran kollarınız, bebeğiniz için birkaç ay daha huzurla yaşayacağı ikinci bir rahim gibi­dir. Sizin için de, henüz birkaç dakika önce içi­nizde olan o küçük yüze yakından bakmakla, her yanınızı tarif edilemez bir haz kaplayacak.

Muhtemelen ilk sözcükleriniz, “bebeğim, be­nim bebeğim” olacak. Onu görmek, koklamak, ona dokunmak ve yüzünü dikkatle incelemek… Her yeni annenin sırasıyla tecrübe ettiği zincir­leme. Bu şekilde bebeğinizin yaşadığını ve tama­men sizin olduğunu anlamaya çalışırsınız.
Kendinizi psikolojik ve duygusal anlamda hamilelikten ebeveynlik evresine taşımanız, ömür boyu tırmanacağınız merdivenin ilk basamağı olacak. Dokuz aydır bedeninizde taşıdığınız be­beğiniz, size hem çok yakın hem de yabancıydı. Yakındı, çünkü size aitti, yabancıydı çünkü ne­ye benzediğini bile bilemiyordunuz. Tüm dün­yası rahminizden ibaret iken, şimdi aynı havayı soluyorsunuz. Doktor onu muayene ediyor, eşi­niz kucağına alıyor, hemşire ateşini ölçüyor. O farkına varmasa bile, siz ilk andan itibaren be­beğinizin, bağımsızlığını ilan etmiş olduğunun farkına varırsınız. Ancak yine de, size ait bir par­ça olduğu hissi asla yok olmaz. Kolunu gelişi­güzel hareket ettirdiğinde “evet, bu hareketini biliyorum. Karnımdayken de hep yapardın, seni tanıyorum bebeğim” deme olasılığınız çok yük­sek. Hemen sonrasında da, yüzünü yüzünüze iyi­ce yakınlaştırıp “kimsin sen, ufaklık” demeniz­de de herhangi bir gariplik yok.

Tüm bunları hissedebilmek için kendinize zaman verin. Doğum anında sizi çepeçevre saran o karışıklıkta, boğulacakmış gibi hissetme­niz çok olası. Bunu atlatmanın en iyi yolu, be­beğinizi kucaklayıp, kendinizi onun sıcaklığına bırakmanız. Yüzünü yüzünüze yaklaştırarak göz­lerinize bakmasına izin verin, meme ucunuzu bulmasına yardımcı olun. Doğumunuzu gerçek­leştiren uzman ekipten yapmanız gerekenleri öğrenerek, uzun ve yorucu yolculuğunun ardın­dan, sıcak kollarınızda ihtiyacı olan güven ve rahatlığı ona sunun. Eğer sağlık durumunuz onu kucağınıza almanıza engel teşkil ediyorsa, en azından onu görüp, kokusunu içinize çekmeyi deneyin. Eğer bebeğinizle birlikte kalamıyorsanız, eşinizin onunla birlikte olmasını sağlayın. Zira sizin dışınızda, bebeğinizin ihtiyaç duydu­ğu güveni sağlayacak tek kişi eşinizdir.

Bu haber 1449 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x